webmstr.net seo yarışması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
webmstr.net seo yarışması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

CD-ROM ve CD-Writer - webmstr.net seo yarışması

CD-ROM ve CD-Writer

CD-ROM ve CD-Writer’ın görevini açıklama

CD-ROM’lar disk ve disketler gibi veri depolamak için kullanılan birimlerdir. Veri kaydetme prensibi manyetik ortamlarda olduğu gibi mıknatıslanma esasına dayanmaz. Optik mantıkla veriler kaydedilirler. CD-ROM’ların çalışma prensibi bir metal veya plastik disk üzerine LASER ışını ile oyuklar açmaktır. Bilindiği üzere verilerimiz bilgisayarda 0 ve 1 şeklinde işlenir ve depolanır. Burada sıfır ve biri temsil edenler ise oyuklar ve tümseklerdir. Bu şekilde oyuklar ve tümsekler oluşturulduktan sıra bunların okunmasına gelmiştir. CD-ROM sürücüler bu okuma işlemini gerçekleştirirler. CD-ROM sürücünün okuma/yazma kafası yoktur. Bunun yerine laser ışınını veri üzerine gönderen ve yansımaları sınıflandırarak elektrik sinyallerine çeviren bir eleman vardır. CD-ROM’lar çok büyük veri saklama kapasitelerine sahiptirler. Bir CD-ROM yaklaşık 650MB’lık bilgi saklayabilir. Bnun yanında CD-ROM güvenilir veri saklama birimleridir. Bilgiler fiziksel oyuklar ile oluşturulduğu için CD-ROM üzerine herhangi bir çizik gibi fiziksel hasarlar yapılmadığı sürece bilgiler uzun süre saklanabilir. Bununla birlikte CD-ROM’lara bilgiler yalnızca bir defa yazılabilir. Birden fazla kez yazılabilen CD-ROM’lar da vardır. Bunlara Rewritable CD-ROM denir. Bu ortamlar yaklaşık 1000 kez kullanılabilirler.

CDROM’ların okuma hızları 8X, 10X, 36X, 48X gibi sayılarla ifade edilirler. Peki bunlar ne anlama gelirler. Bir CD-ROM sürücünün 8X hızında olması demek saniyede 8*150KB’lık veri okuyabilmesi demektir. Bu da yaklaşık sanide 1,2 MB’lık veri transferi sağlar.

CD Writer’lar kaydedilebilir CD-ROM’lar üzerine bilgi kaydetmek için kullanılırlar. Gene CD-ROM sürücülerde olduğu gibi bir lazer tabancası vardır. CD Writer’lar CD-ROM’un üzerine oyukları oluşturmak için daha fazla bir enerji uygularlar. CD Writer’lar aynı zamanda CD-ROM’dan bilgi okumak için de kullanılır. Bu sefer de bilgiyi okurken daha az enerji uygularlar. CD-Writer’ların hızlarını temsil etmek için üç tane hız göstergesi kullanılır. Örneğin 8X 4X 24X yazan bir CD Writer’ın yazma hızı 8X (8*150KB) yeniden yazılabilir CD-ROM’lara yazma hızı 4X (4*150KB) okuma hızı ise 24X (24*150 KB)’dır. Cd writerların belirli bir yazma ömrü vardır. Yazmak için kullandığı yüksek laser ışınından dolayı CD writer zarar görür. Bu CD writer’ın kalitesine göre 5000 CD-ROM’a kadar çıkabilir.

BELLEK - webmstr.net seo yarışması

BELLEK

Bilgisayarda Bulunan Bellek Türleri

Bilgisayarda bellek tipleri ROM, RAM, PROM, EPROM, EEPROM, Flash Memory, Önbellek olarak sayılabilir.

ROM BELLEK (Read Only Memory – Sadece Okunur Bellek): Programların kalıcı olarak durduğu sadece okunabilen bellek tipidir. Veri sadece ROM bellekten elde edilebilir. Hiçbir bilgi ROM belleğe yazılamaz. ROM yapımcı veya kullanıcı tarafından bir daha değiştirilmemek üzere konulan program komutlarını içerir. Örneğin BIOS ROM belleğe konulur. ROM bellek uçucu (non-volatile) değildir. Yani bilgisayar sisteminin enerjisi kesildiği zaman ROM’da depolanan bilgi kaybedilmez.

RAM BELLEK (Random Access Memory – Rasgele Erişimli Bellek): Çalışma şekli açısından oku/yaz belleği olarak da adlandırılır. Yani bu tür bellekler hem içeriğine bilgi yazmak hem de içeriğindeki bilgiyi okumak için tasarlanmıştır. Rasgele erişimli denmesinin sebebi belleğin herhangi bir yerinde bulunan verilere bir sıra takip edilmeksizin yani rasgele ve aynı sürede erişilmesidir. RAM’de saklanan bilgiler değiştirilebilir. RAM’deki bilgilere erişim, disk ya da disket sürücülerindeki erişimle karıştırılmayacak kadar hızlıdır.

Bellek sığası (kapasitesi) byte cinsinden ölçülür.

Byte; bellek ölçü birimidir, 8 bitten oluşur. Bit ise 1 ve 0 konumu alabilen en küçük hafıza birimidir. Bellek ölçüleri ise büyükten küçüğe doğru:

1 byte 8 Bit

1 Kilo Byte (KB) 1024 Byte

1 Mega Byte (MB) 1024 KB

1 Giga Byte (GB) 1024 MB

1 Tera Byte (TB) 1024 GB’dir

RAM bellekler DRAM (Dynamic RAM) ve SRAM (Statik RAM) olmak üzere iki çeşittir.

DRAM (Dynamic RAM)

Günümüz kişisel bilgisayarlarında kullanılan en popüler bellektir. Bu tür belleklerde bilgileri saklamak için elektrik yükleri kullanılır. Bilgisayarda bellek hücreleri bir kondansatör ve bir transistör ile temsil edilir. Tipik bir kondansatör aralarına yalıtkan madde olan bir çift madde olan plakadan ibarettir. Plakanın birine pozitif yük uygulandığında diğeri negatif olarak yüklenir. Plakaları ayıran yalıtkan zıt yüklerin bir birine karışmasını ya da bir birlerini nötrleştirmesini önler.

Bir kondansatör üzerindeki yük tek bitlik dijital bilgi saklayabilir. Yani kondansatör üzerinde yük var ise bit 1 değerini yoksa 0 değerini alır.

Teorikte kondansatörün plakaları arasındaki yükün sonsuza dek kalacağına inanılır. Oysa gerçekte hiçbir yalıtkan mükemmel değildir ve kondansatör üzerindeki yük zamanla boşalır. Bu yüzden yüklerin sönümlenmesini engellemek için kondansatörü periyodik olarak şarj eden devreler dinamik bellek yongalarına eklenmiştir. Bu devreler bilginin kaybolmasını önlemek için birkaç milisaniyede (50 ms) bir kondansatörleri yeniden şarj ederler. Böylece bellekteki bilgiler tazelenmiş olur.

Bu tip bellekler sürekli değişen yapısından ve periyodik olarak şarj edildiklerinden dolayı dinamik bellek adı verilmiştir. Dinamik bellekler diğer bellek türlerine göre daha ucuz olduğu için günümüz kişisel bilgisayarlarında kullanım ağırlığına sahiptir.

SRAM (Static RAM)

Statik RAM elektrik olduğu sürece içinde veri bitlerini saklayan bir RAM’dir. Hafıza hücrelerini temsil etmek için basit bir set/reset flip flop kullanılır. DRAM’lerden farklı olarak bilgilerin güncellenmesi gerekmemektedir. Bu da SRAM’leri hızlı yapan en önemli özelliktir. Buna karşılık pahalıdırlar. SRAM’ler genellikle bilgisayarın önbelleğinde kullanılırlar.

PROM (Programable Read Only Memory Programlanabilir Yalnızca okunur bellek)

PROM’un özellikleri temelde ROM’la aynıdır. Bir kez programlanır ve bir daha programı değiştirilemez ya da silinemez. Ancak Prom’un üstünlüğü yonganın fabrikada yapılırken programlanmak zorunda olmayışıdır. Herkes satın alabileceği PROM programlayıcısı ile amaca göre PROM’a bilgi yazılabilir.

EPROM (Erasable Programmable Read-Only Memory Silinebilir Yalnızca Okunur Bellek)

RAM’lerin elektrik kesildiğinde bilgileri koruyamaması ROM ve PROM’ların yalnızca bir kez programlanabilmeleri bazı uygulamalar için sorun yaratmıştır. Bu sorunların üstesinden gelmek için teknoloji devreye girmiş ve EPROM’lar ortaya çıkmıştır. EPROM programlayıcı aygıt yardımı ile bir EPROM defalarca programlanabilir, silinebilir. EPROM programlayıcı, EPROM’un üzerindeki kodlanmış programı mor ötesi ışınlar göndererek siler. Yonganın üzerindeki pencere, parlak güneş ışığı EPROM’u kolayca silebileceğinden, programlama işleminden sonra EPROM’un üzeri bir bantla kapatılır.

Çok yönlülükleri, kalıcı bellek özellikleri ve kolayca yeniden programlanabilirlikleri, EPROM’u kişisel bilgisayarlarda sıkça kullanılır bir konuma getirmiştir. EPROM’un sık rastlanan pratik uygulamalarından biri de dışarıdan gelen yazıcı ve bilgisayarlara Türkçe karakter seti eklemektir.

EEPROM (Electrically Erasable Read Only Memory Elektiksel olarak silinebilen programlanabilen Yalnızca okunur bellek) ve FLASH MEMORY

Bu bellek türünde bilgilerin yazılması için ve silinmesi için normal elektrik voltajı uygulanır. Diğer ROM türlerinde olduğu gibi içerdiği veriyi elektrik kesilse de saklar. Gene bütün ROM türlerinde olduğu gibi RAM bellek kadar hızlı değildir. Bu tür belleklerin bir kullanımın sınırı vardır. Bu tür bellekler üzerine bilgiler yüzlerce ya da binlerce kere yazılabilir. EEPROM’un özel bir uygulaması FLASH MEMORY’dir. Aralarındaki en önemli fark ise EEPROM’a bilgilerin byte byte yazılması FLASH’lara ise bilgilerin sabit bloklar halinde yazılmasıdır. Bu sabit bloklar 512 bytedan 256 KB’a kadar olan bir aralıkta değişir. Bu sabit bloklar halinde yazılma özelliği FLASH MEMORY’i EEPROM’a daha hızlı yapmıştır. EEPROMlarda olduğu gibi FLASH MEMORY’nin de bir yaşam süresi vardır. Bu 100.000’den 300.000 kez yazmaya kadar değişebilir.

Ön Bellek (Cache Memory)

Günümüz bilgisayarlarında hızı belirleyen en önemli faktörlerden bir tanesi de Ön bellek kullanımıdır. Günümüzde veri okuması yazması ve işlenmesi yapılan çoğu bilgisayar elemanında bulunur. Önbellek aslında SRAMlerden oluşmuş bellek topluluğudur. Çalışma şekli ise işlenecek olan bilgiyi alınmak istendiğinde ilk defa buraya uğranmasıdır. Ön belleğin kullanım amacı işlenecek olan bilgi işlemeden önce buraya getirilerek bilgilerin işlenmeye hazır hale getirilmesidir. Genellikte Mikro işlemcilerde kullanılır ve mikro işlemcinin hızını belirleyen en önemli faktörlerden birisidir. Normalde işlenecek bilgilerin hepsi bilgisayarın ANA BELLEĞİN (RAM) ’de bulunur. İşlemci verileri işlemek için yol sistemleri ile ANA BELLEĞE gidecek ve oradan işleyeceği bilgiyi alacak ve işleyecektir. Ne ANA BELLEĞİN ne de yolların hızı işlemcinin hızına yetişemez. Bu yüzden işlemcinin her veri işleme ihtiyacında ANA BELLEĞE gitmesi zaman kaybına yol açacaktır ve işlemci yeteri kadar verimli kullanılmayacaktır. İşte bu yavaşlığı önlemek için önbellekler kullanılır. Önbellek işlemcinin yakınındadır ve işlemci ile aynı hızda veya işlemcinin yarı hızında çalışır. İşlemci işleyeceği veriyi ilk önce Önbellekte arar. Eğer önbellekte bulmaz ise ANA BELLEĞE gider. İşlenecek bilgiler ise İşlemciye gelmeden önce önbelleğe gelir. İki seviye ön bellek bulunmaktadır. Bunlar L1 (Level 1) ve L2 (Level 2)’dir. L1 işlemciye an yakın olan ve işlenmesi en muhtemel verilerin bulunduğu ebatça daha küçük önbellektir. L1 önbelleğin boyutu işlemci türüne göre 8 KB, 16 KB, 32 KB ve 128 KB boyutlarında olabilir. İşlemci ile aynı hızda çalışır. L2 önbellekler ise işlemciye daha uzak ve ebatça daha büyük belleklerdir. Boyutları gene işlemci türüne göre 128 KB, 256 KB ve 512 KB olabilir. Genellikle işlemci ile aynı hızda işlemcinin yarı ve 1/3 hızında çalışırlar. Önbelleğin bu yararlarından faydalanılarak Sabit Disk, CD-ROM okuyucu, CD Yazıcı gibi diğer aygıtlarda da kullanılmaya başlanmıştır.

BIOS’un Görevini Açıklama

BIOS her PC’de bulunan bilgisayarımızın donanım özelliklerini denetleyen, işletim sisteminden bağımsız bir yazılımdır. BIOS’un açılımı “Basic Input/Output System”, yani “Temel Giriş/Çıkış sistemidir”. Anakartımız üzerinde bir bellek yongası üzerinde yer alan bu yazılım, henüz sabit diskimize erişmeden bilgisayarımızın yapabileceklerini belirler. PC’ler BIOS, klavyeyi, monitör ekranındaki görüntüyü, disk ve disket sürücüleri, seri bağlantıları denetlemek ve donanımla ilgili pek çok işlevi yerine getirmek için gerekli kodları içerir. PC’nizi kapasanız da BIOS yongasında bu bilgiler silinmez. BIOS’un bir diğer temel görevi ise; ön başlatmayı sağlamak yani bilgisayarı ilk açan program BIOS’tur. BIOS bilgisayarı açtıktan, temel bilgisayar donanımı ile ilgili kontrolleri yaptıktan sonra görevi işletim sistemine devreder. Ayrıca BIOS İşletim sistemi ile donanım arasında aracılık yapar.

Birkaç yıl önceki PC’lerde BIOS anakart üzerindeki bir ROM yongası üzerinde yüklü idi. Bu yüzden de sık sık ROM BIOS olarak anılır. Böylece BIOS sabit diskteki hatalardan etkilenmez, herhangi bir hataya olanak tanımazdı. Son yıllarda ise bir PC’ye bağlanabilen aygıtlar arttıkça, donanım aygıtları karmaşıklaştıkça, anakartlarda bazı BIOS kökenli uyumsuzluklar ortaya çıkmaya başladı ve BIOS’ un güncellenmesi gereği doğdu. Yeni PC’lerdeki flash BIOS’lar güncellenebilme özelliğine sahiptirler. Böylece BIOS yazılımı buglardan (hata) arındırılmış ya da belirli sorunların giderilebildiği daha yeni bir sürüme yükseltilebiliyor. Bu tür BIOS lar EEPROM bellek yongası üzerine kaydedilirler. Diğer yandan winCIH gibi bazı yeni virüsler, sabit diskteki dosyalara zarar vermekle kalmayıp BIOS’un güncellenme özelliğini istismar ederek BIOS’u silebilmektedir. Bu tür sorunlar teknik servislerde BIOS yazılımı yüklemesi veya BIOS değişimi ile giderilebilmektedir.

BIOS’lar çok az standarttadır. Bu yüzden her PC birbirine benzer özellikler taşır. Ama elbette farklı BIOS türleri olduğu gibi anakart üzerinde farklı BIOS türleri olabildiği gibi farklı özellikler içeren BIOS’lar da olabilir. BIOS’ların en yaygını Award BIOS’tur. Award firması tarafından geliştirilen Award BIOS’un yanında, anakartların artık %5-6’sında kullanılan AMI BIOS, bazı yabancı markalı bilgisayarlarda bulunan Phoneix BIOS gibi BIOS türleri de vardır.

TARAYICI - webmstr.net seo yarışması

TARAYICI

Tarayıcının Çalışma Prensipleri

TARAYICI

Bir tarayıcı fotoğraf gazete kupürü gibi resim veya grafikleri sayısallaştırabilmenizi sağlar. Eldeki resim ışığa duyarlı yarıiletken elemanlar (LDR’ler) tarafından taranır. Bu elemanlardan alınan işaretler RAM’a yazılacak byte dizileri haline getirilir. Dizi buradan ekrana aktarılır veya bir dosyaya saklanır.

Bir tarayıcıyı kurmak

Bir tarayıcıyı kullanmak için tarayıcı tarafından okunan bilgiyi PC’ye aktaracak özel bir arabirim kartına ihtiyaç vardır. Bu da genellikle 8 bitlik bir kart olduğundan bir kısa genişleme yuvası tarayıcı kurmak için yeterli olacaktır. Farklı tarayıcı üreticileri tamamen farklı veri aktarma yöntemleri kullanmaktadırlar. Bu nedenle tarayıcıyı başka bir üreticinin ara birim kartıyla çalıştırmak mümkün değildir. Bu durumda tarayıcının bağlacının (connector) arabirimine uymadığını da gözle görürsünüz.

Bir çok tarayıcı ara birim kartı DMA (Direct Memoıy Access / Doğrudan Bellek Erişimi) sistemini kullanır Bunun anlamı kartın tarayıcının gönderdiği bilgiyi ayrılan bir bellek alanına yerleştirmesidir. Çalışan yazılım daha sonra veriye bu alandan erişir. Bir çok arabirim kartı bir atlama (jumper) ayarlaması ile DMA kanalının seçilmesine izin verse bile genellikle varsayılan (default) ayarın değiştirilmesine gerek kalmaz.

Bir çok kart üreticisi tarafından doğru şekilde ayarlanmıştır. Eğer sisteminiz tarayıcınızı kurduktan sonra DMA çakıştırılmasıyla karşı karşıya kalırsa tarayıcı kartınızdaki ayarlarda bir başka DMA kanalını seçmelisiniz. Ne yazık ki bu işlem tarayıcıya bağlı olarak değişir. Bu nedenle varsayılan konfigürasyonu değiştirmeniz gerekirse tarayıcıyla verilen dokümanı okuyunuz. Eğer kartı hangi konfigürasyonda çalıştırmanız gerektiğinden emin değilseniz çekinmeden değişik ayarları deneyiniz. Ancak bir değişiklik yapmadan önce mevcut ayarları bir kenara yazmayı unutmayınız.

Genellikle ikinci bir anlatma ayarı da tarayıcı kartının bağlantı noktası (port) adresinin seçilmesini sağlar. Yine, varsayılan ayarlar genellikle doğrudur. Sadece eğer sisteminizde bir ağ kartı veya bir modem kartı gibi çakışma yaratabilecek genişleme kartları varsa bu kartlardan birinin bağlantı noktası ayarını değiştirmeniz gerekebilir.

Genellikle eski tarayıcı sistemlerini kullanmak için hazırdaki bir donanım kesmesi (IRQ) gerekir. Bu durumda 8-bitlik bağdaştırıcı kartlarıyla problemler yaşayabilirsiniz. Buradaki Problem ek bağlantı noktalan yerleştirirken karşılaşılanın aynısıdır. 8-bitlik bir yuvada sadece 8 IRQ kullanılabilir ve bunlar genellikle halen kullanılıyordur. Çakışma genellikle ya olması gerektiği gibi IRQ7’yi veya diğer durumlarda IRQ5’i kullanan yazıcı arabirimiyle olur. Öyle ise tarayıcımızı yazıcı arabiriminin kullanmadığı bir kesmeye ayarlamalısınız. Eğer elinizde hangi kesmelerin kullanıldığını gösteren bir test programı yoksa önce IRQ5’i denemenizi öneririz.

Ayrıca tarayıcımız belki ikinci seri bağlantı noktasının (COM2) kullandığı IRQ3 kesmesini paylaşarak da çalışabilir.

Bir kartın bağlantı noktası adresini, DMA kanalını veya bir IRQ değiştirdiyseniz yeni ayarlan aktifleştirebilmek için kullanmakta olduğunuz yazılımın tamamını yeniden yüklemek veya yeniden düzenlemek zorunda kalabilirsiniz. Özellikle ağ kartlarındaki değişiklikler karmaşıktır. Bu durumda bütün ağı yeniden kurmanız gerekebilir. Bunun için ağ kartında bir değişikliği ancak diğer kartların ayarlarıyla oynayarak, ki burada söz konusu tarayıcı kartıdır, problemi çözemiyorsanız yapın.

Kaliteli bir tarayıcı seçmeden önce DPI ve gri seviyesi terimlerini anlamanız gerekir. Bu terimleri aşağıdaki örnekle açıklayanız.

Diyelim ki 10*10 inch (24.5 * 24.5 cm) boyutlarında bir resmi 800 DPI (Dost Per Inch / Inch Başına Düşen Nokta) çözünürlükte ve 256 gri seviyesi ile taramak istiyorsunuz. Bunu yapmak için 64 MB boş belleğe ihtiyacınız olacaktır. 256 gri seviyeli bir görüntü piksel (dot) başına bir bayt gerektirir. Böylece yukarıda bahsedilen resim toplam 64 milyon (8000 * 8000) pikselle taranacaktır.

Eğer bu resmin bu çözünürlükte bir baskısını istiyorsanız yazıcınızın 256 gri seviyeyi gösterebilmesi için her piksel başına 16 * 16’lık bir matrisi basabilmelidir. Bu gereklidir çünkü yazıcılar gri seviyeleri ancak değişen sıklıkta noktalar basarak oluşturabilirler. 300 DPI çözünürlüğü olan bir lazer yazıcı dahi kullanılsa ortaya çıkan baskının eni ve boyu 8000 * 16 /300 veya yaklaşık 430 inch (10 metre) olurdu.

Sonuçta çıktınız 100 metrekare bir alanı kaplardı ve 1970 sayfa tutardı. Dakikada 4 sayfa baskı hızında bütün resmin basılması sekiz saatten fazla sürerdi.

Yukarıdaki örnekle anlatmaya çalıştığımız gibi iyi bir tarayıcı ille de müthiş çözünürlüklerle veya gri seviyelerle karakterize edilmez. Bir tarayıcı bu yeteneklere sahip olsa bile PC sisteminden beklentileri PC’nin boyunu aşar. Bu yetenekler ancak posta pulu büyüklüğünde resimler sayısallaştırıp sonra büyütecekseniz yararlı olabilir. Birçok durumda 300 DPI çözünürlükte ve 16 gri seviyeli bir tarayıcı yeterli olmaktadır. Bu çözünürlükte mümkün olan sonuçlan düşünürseniz hiç gri seviyesi olmayan (siyah beyaz) bir tarayıcıya da karar verebilirsiniz.

İyi bir tarayıcının göstergelerinden biri de tarayıcıyla birlikte gelen yazılımdır. Genellikle bu bir tarayıcının en moral bozucu özelliğidir. Sıklıkla yazılım uzatılmış (extended) bellek kullanamaz, veya taranan resmin belli kısımlarını sabit diskinizde saklayamaz.

Bu programlarla kullanılan alışılmış belleğin sınırlı olması nedeniyle oldukça küçük resim formatları taranabilir. Bunun için tarayıcıyla birlikte gelen yazılımın üreticinin reklamlarında söylediği performansı gösterip göstermediğini her zaman belirlemelisiniz.

Bazı el tarayıcılarının yararlı bir aksesuarı da dokümanları düzgün bir doğru takip ederek taramanızı sağlayan kılavuz cetvelidir. Bu basit alet görüntü kalitesini önemli ölçüde arttırmaktadır.

Yakın bir zamana dek çok fazla kullanılmayan tarayıcılar, özellikle multimedia, yayıncılık ve tasarım gibi uygulamaların gelişmesine paralel olarak hızla yayıldı Klavye, fare vb. veri giriş aygıtlarıyla, metinleri, harfleri ve rakamları bilgisayara aktarmak mümkündür ama, görüntüler söz konusu olduğunda klasik veri giriş yöntemleri işe yaramaz. Giderek görüntülerin de standart veri türleri arasına girmesi ve PC’lerde grafik ortama geçilmesi, tarayıcıları yaygınlaştırdı. Tarayıcıların daha önceden, bugünkü kadar popüler olamayışlarının bir sebebi de, taranmış görüntülerin bellekte çok fazla yer tutmasıydı. Bir kitap dolusu metin, sabit diskinizde (kitabın boyutlarına göre) 100 ya da 300 KB’lık yer kaplarken, taranmış bir görüntü 5-10-20, bazen 50 MB (resmine göre!) yer tutabiliyor.

Tarayıcıların çalışma ilkeleri basittir. Taranacak nesne (kağıt), üst tarafından alta doğru satır satır ışığa duyarlı elektronik elemanlar tarafından taranarak sayısallaştırır. Tarayıcının daha iyi yapılabilmesi için nesne, bir ışık kaynağı ile aydınlatılır. Taranması istenen görüntü, üzerinden ışık kaynağı geçtikten sonra bir mercek aracılığıyla, fotoelektrik hücrelerden oluşmuş bir görüntü algılayıcı (image sensor) üzerine düşürülür. (Yani, ışık değerleri ölçülür, ölçüm değerine göre bir voltaj değeri üretilir.) Değişen voltajlarda elektrik impals üreten bu algılayıcı, daha ışıklı ve daha açık tonlardaki desenleri yüksek voltajla, koyu desenleri ise düşük voltajla gösterir. Analog voltaj sinyali, bir tür modem gibi işleyen analog-sayısal dönüştürücü yongası ile sayısallaştırılarak PC’nin belleğine aktarılır. Sinyaller, görüntü dosyası formatında disk ortamına kaydedilir. Daha sonra bu dosya üzerinde görüntü programları ile işlem yapabilirsiniz...

Tıpkı monitörler ve lazer yazıcılar gibi, tarayıcılarda da görüntüler çok küçücük noktalardan oluşur. Yani aynı şekilde, birim alana düşen nokta sayısı ne kadar yüksekse, elde edilen görüntü o kadar kaliteli olacaktır.

Günümüzde profesyonel yayıncılıkta kullanılacak bir tarayıcının çözünürlüğü en az 2400 dpi olmalıdır. Multimedia gibi uygulamalarda ise, taranan resimler basılmayacağı, sadece ekranda görüneceği için daha düşük çözünürlükle yetinilebilir.

Tarayıcılar, sadece çözünürlüklerine göre değil, algılayabildikleri renk sayısına göre de farklılık gösterirler. Renkli görüntüler bilgisayarda çok daha fazla yer tuttuğu için, genellikle ve sıkıştırma programları da kullanılır.

Profesyonel olmayan uygulamalarda, daha küçük boyutlarda olan el tarayıcıları kullanılabilir. Sayfa üzerinde gezdirilerek kullanıldıkları için el tarayıcılarının küçük bir üstünlükleri vardır: Bir kitaptan bir görüntüyü taramak istediğinizde, sayfayı yırtmak yada kesmek zorunda kalmazsınız... Ayrıca ucuz ve pratiktirler. Masa üstü tarayıcıları ise, tıpkı fotokopi makinesi gibi kullanmak zorundasınız.

0CR (Optical Character Recognition) Optik Karakter tanıma

Tarayıcıların getirdiği yeni bir olanak, görüntüler gibi yazıların da kağıttan bilgisayara aktarılmalarını sağlamalarıdır. Ancak, tarayıcı ile PC’ye aktarılan bir grafik dosyasına yazılan metinler, bilgisayar tarafından resim olarak görülür. Bir fotoğraftan farkı olmayan grafik dosyasının içindeki yazılar, 0CR (Optical Character Recognition; Optik karakter tanıma) adı verilen programlar vasıtasıyla çözümlenip metin dosyalarına çevrilir.

Böylece kağıt ortamındaki bir yazı, insan eliyle herhangi bir müdahaleye ve klavyeden tekrar veri girişine gerek kalmadan bilgisayara aktarılabilir. OCR programıyla ASCII metinlere dönüştürülen yazı üzerinde istenen şekilde işlemde yapılabilir. Üstelik, yazıların görüntü dosyası olarak değil de metin dosyası olarak saklanması çok daha az yer gerektirir.

Bilgisayarın kalıcı bellek kapasiteleri geliştikçe kağıt ortamındaki arşivler, tarayıcılar vasıtasıyla elektronik ortamlara aktarılıp saklanabilecek. Böylece istenen belgelere çok daha hızlı ulaşmak mümkün olabilecek, belgelerin zamanla bozulmasından dolayı oluşacak kayıplar kalkacak, bilgilerin işlenmesi kolaylaşacak, gerekli fiziksel saklama alanı azalacak...

Bunların hepsi iyi güzel de, bütün çabalara rağmen OCR yazılımlarının yüzde yüz hatasız çalışması mümkün değil hala!

OCR yazılımları genellikle karmaşık teknikler algoritmalar kullanır. Eski OCR teknolojisi, üst çizimde görülen matris yöntemine dayanırdı. Bu yöntem, taranan harfi bir matris içine yerleştirerek matrisin hangi hücrelerinin siyah olduğuna bakmaktan ibaretti. Elde edilen matris, harf kütüphanesindeki bir harf ile eşleştirilmeye çalışılıyordu. Fakat bu yöntemde farklı karakter tipleri (fontlar) büyük bir problem teşkil ediyordu; değişik fontlarla yazılmış yanı P harfi, matrisin değişik hücrelerinin siyah olmasına yol açıyor, bu da hatalara sebep oluyordu. Ortadaki çizim ise, “omnifont” adı verilen daha yeni bir teknolojiyi gösteriyor. Bütün fontları algılayabilen bu yöntem, harfleri bileşenlerine ayırıyor, bu bileşenleri içeren karakterleri yakalamaya çalışıyor. Örneğin P harfinin, dikey bir çizgi, bir daire ve bir yatay çizgiden oluştuğu varsayılarak bu karakteristikler taranan metinde yakalandığında P harfine çevriliyor.

Daha yeni bir teknoloji ise, “maksimum entropi” ilkesine göre işliyor: Taranmış metinde varolan lekelere yenilerini ekleyerek eski anlamsız lekelerden kurtulabiliyorsunuz!

Karakter tanıma, tek bir font söz konusu olduğunda çok daha kolay bir işlem. Oysa günümüz teknolojisi, bilgisayarın el yazısı dahil, pek çok değişik fontu da algılayabilmesini sağlamaya çalışıyor: PC’nizin, her bir fontun harflerini belleğinde tutup, “bu acaba Helveticanın a’sı mı, yoksa Times’in b’si mi?” diye tarama yapması hiç de kolay değil... Genelde, bizler, hangi fontla basılırsa basılsın, ne kadar güç okunur bir el yazısıyla yazılmış olursa olsun, harfleri tanırız ve karıştırmayız. Neden, çünkü tek bir harfin “a” mı yoksa “o” mu olduğunu anlayamasak da, cümlenin gelişi, dilimizin kelime haznesi yardımımıza koşar. “Bilgisayar” diye bir sözcük olmadığı için, a harfini 1 diye görsek bile sorun çıkmaz...

Bu durumdan hareketle, tek tek harflerden ziyade bütünden anlam çıkarmaya çalışan yöntemler geliştirildi. El yazısında da başarı sağlamaya çalışan bir yöntem harfleri topolojik özellikleri çözümleyerek belirliyor ve bu öğrendiklerine göre işlem yapıyor...

Karakter tanıma yazılımları, hata ortamını sıfıra indirmek için karmaşıklaştıkça daha fazla güç daha fazla hız gerektiriyorlar. Bu nedenle, yeni kuşak
PC’lerin, OCR uygulamalarında daha başarılı olacağı kesin

webmstr.net seo yarışması yeniden

mrb arkdaşlar webmstr.net seo yarışmasına tekrar katıldık şu anda 2. sıradayız. ama hedef webmstr.net seo yarışmasında 1. sıra. bu pek zor olmasa gerek aslında. Biraz backlink çalışması vede bir makale yeterli olur diye düşünüyorum. ama 1. site gerçeketen webmstr.net seo yarışması nınn hakkını veriyor. Tümmyazıları kendisine ait. SAnırım 1. sıra onun hakkı. webmstr.net seo yarışması nda herkese başarılar.

Bloglar için seo önemli ipuçları

mrb arkadaşlar,

Bu yazımızda blogspotta kısa bir tur atıp google aramalarında üstte olmaya çalışacağız. Aslında bu o kadarda zor bişi değil istendiği takdirde.

Öncelikle googlenin en çok önem verdiği unsurlar ;

  • Özgün İçerik
  • Güncel İçerik
  • Düzenli ve Kaliteli Alınan Linkler
Özgün İçerik

Googlenin son dönemlerde en çok önem verdiği unsurdur. Blogunuza bir vs. ekleyeceğiniz zaman özgün olmasına dikkat edin. Kendiniz bişiler ekleyin. O konuda fikirlerinizi paylaşın. Böylece içerikteki konuda daha üstlerde olabilirsiniz. Ör:Blog içeri SEO ile ilgili. Googleda arattığınızda bir çok sitede aynı yazı vardır. Ve o sitelerin üstlerde olma potansiyeli eşittir. Ama siz kendiniz SEO ile ilgili bir makale vs. yazmış iseniz, sizin üstlerde olma şansınız diğer sitelerden daha fazladır. Google hep bir farklılık arıyor. Bu farklılığıda siz sağlarsanız o zaman üstlerde olursunuz.

Güncel İçerik

Google bir siteyi güncel görmediği takdirde siteye pek fazla uğramaz. Her sitenizi ziyaret ettiğinde sitenizde aynı içeriği görüyorsa neden tekrar uğrasın değilmi. Ama aksine sitenizi hep güncel tutuyorsanız, google siteden hiç çıkmaz, çünkü google her ziyaretinde siteyi farklı görüyor. Buda onun hoşuna gidiyor tabi. Ve size dizininde sizi üstlere taşıyor. Yani kısaca en az 2 günde 1 yazı ekleyin blogunuza. Veya günlük 2-3 yazı ekleyin. Eğer her gün bunu yapamıyorsanız bloggerda bununla ilgili bir ayar var. Sitenizi otomatik olarak güncel tutabiliryorsunuz. Bunu nasıl mı yapacaz. Öncelik blogumuza yeni yazı gönder diyoruz. Gelen metin yazma sayfasında metin yazma bölümünün altında Yazı Seçenekleri bulunmaktadır. O bölüme tıklıyoruz. Gelen menüden yazı gönderim tarihini bir sonraki günü seçiyoruz. Böylece bir kaç gün için bunu tekrarlıyoruz. Böylece sitemiz otomatikmen kendini güncelliyor. Bunlarda googlenin hoşuna gidiyor tabi.

Düzenli ve Kaliteli Alınan Linkler

Bir çok kişiye göre üstlerde olmanın tek yolu backlinktir. Evet backlink o olmadan üstlerde olmak biraz zor ama eğer içerik özgünse vede güncelse ozaman backlinsizde üstlerde olabilirsiniz. Ama yinede eğer güncellemenizi pek iyi yapamıyorsanız, blogunuzu güncelleyemiyorsanız o zaman biraz backlink alın derim. Tabiki fazla abartamadan. Yoksa direk Sandbox (Sandbox Nedir? ) Peki değimlerimizi nasıl yapmalıyız. Ve hangi sitelerle yapmalıyız. Link değişimini link çıkışı az olan siteler ile yaparsanız daha faydalı olacaktır. Ve sitemizdeki çıkışlarında fazla olmamasına dikkat edelim.

Bir yazımızın dahada sonuna geldik. Bu yazım biraz amatörce oldu gibi ama neyse. Umarım bir teşekkür mesajını fazla görmezsiniz. Kaynak göstererek isteğiniz yerde paylaşabilirsiniz.

webmstr.net seo yarışması

webmstr.net seo yarışması nda sitemiz şu anda 3. sırada. inş 1. olacaz.

PAGERANK (PR) NASIL ÇALIŞIR?

Nedir bu pagerank? Nasıl çalışır? Pagerank hakkındaki doğrular ve gerçekler… Şurdan edindiğim bilgiyi derledim ve kısa bir özetini çıkardım.
PAGERANK(PR) NASIL ÇALIŞIR?
1.Pagerank Google’un o sayfanın uygunluğunu ya da önemini belirlemek için kullandığı çeşitli metodlardan sadece birisidir.
2.Google A sayfasından B sayfasına verilen linki sadece bir tavsiye olarak yorumlamaktadır. Google sadece tavsiyelerin yoğunluğuna bakmaz;diğer 100 koşula göre sayfayı analiz eder ve tercihini yapar.

3.Pagerank’ın temeli sayfaya verilen linklerdir, fakat linklerin sayısından çok ilgili ve kaliteli olması daha önemlidir.

4.Bütün linkler pagerank hesapmalasında aynı değere sahip değillerdir.

5.Eğer PR’ı 8 olan bir siteniz varsa ve bu siteden benim siteme bir link varsa , link verilen site makul bir Pr değeri alacaktır. Fakat, siz bu sitede 100 tane linke sahipseniz her özel link Pr değerinin bir kısmını alacaktır.

6.Site hakkında verilen kötü linkler Pagerank değeri üzerinde bir etki yapmaz.

7. Ranking popülaritesi sitenin geçmişini, backlink uygunluğunu ve baclink sürecini önemser. Pagerank ise önemsemez.

8.Pagerank hesaplanırken içerik hesaba katılmaz.

9.Pagerank web sitelerini bir bütün olarak sıralamaz, her sayfa için özel olarak belirlenir.

10.Diğer sitelerden verilen linklerin her biri toplamda önemlidir. Yasaklanan sitelerden verilen linkler sayılmazlar.

11.Pagerank değerleri 0’dan 10’a kadar sıralanmazlar. Pagerank değeri değişebilen bir sayıdır.

12.Her Pagerank seviyesine ulaşılması ilerledikçe zorlaşmaktadır.Pagerank’ın logaritmik bir ölçüde hesaplanıldığına inanılmaktadır.

13.Google Pagerank değerini sürekli hesaplar fakat biz güncellenmiş halini her ay Google Toolbar’da görürüz.
Bu yazı : http://www.bildirgec.org/yazi/google-pagerank-hakkinda-ne-biliyoruz adresinden alınmıştır.

Seo ve Sef Arasındaki Fark

Evet arkadaşlar seo günümüzde öle bir hal aldı ki Arama Motoru Dostu linklere Seo deniyor şimdi ikisini ele alalım
Search Engine Optimization
Bütün arama motoru optimizasyonuna içine alır nasıl mı?

Metataglar
Title
Keywordler
Backlink
Arama Dostu linkler işte sadece ufak bir parçası Bunun en büyük yanlışını ise vbulletin in Sef eklentisi olan vbseo yaptı vbsef olması lazımdı sadece .htaccess ile linkleri yönlendiriyor

Search Engine Friendly

Bu ise sadece seo nun ufak bir parçası olan linkleri dönüştürme bakın .html yapmak demiyorum şimdi 0,21 mi yoksa 0,2 mi büyük işte aradaki fark bu sondaki .html sadece bir fazlalık oysaki /resimler/resim03/ - /resimler/resim03.html den avantajlıdır ve emin olun ki title ve metetag ın öneminin yarısı kadarönemi yoktur sadece aramalarda aranan kelimeyi tanımlayarak ön sayfada çıkarır title ile tanımlarsanız ön sayfada değil ilk sırada çıkarsınız.

Asla linkleri yönlendirip ben seo yaptım diyemezsiniz hem bu kadar .htaccess oynamı sitenizi yormaktan başka hiç bir şey yapmaz .htaccess sitenizin beyni fazla şişmemesi lazım title metataglar keywordler doğru olduktan sonra index.php?mods=03 te hiç bir sakınca yok bu en son ve seo için OPSİYONEL dir.

Ha gelelim size faydasına googleden yola çıkıcam googlebot çok zeki gerçekten herşeyi ayırt edebilir ve .php sitenin .html gösterilmesini ayırt eder hasan.php ile hasan.html nin ne farkı var yani seo ondan ibaret sananlar için yazımdı seo anlatmakla bitmez kitap olur sef ise bu kitabın sadece 1-2 sayfası…

Hasan Aytaç-cmSeo

Neden Seo yapayım?

Seo yapmanın tek amacı vardır sitenin arama motorlarına optimizasyon (uyumluluk) sağlamak şimdi tek soru var neden? Şöyle bir yanıt olabilir şuan internet kullanıcıların %90′ı sitenin adını bilseler bile Google ‘u kullanarak sitelere giriyor. Eğer ki senin siten www.x.com ise bu site y ve z ile ilgili ayrıca bu y’nin alt kolları a ve b olsun işte seo denilen terim burda devreye giriyor. Şimdi google açtık ve y yazıyoruz x.com görünüyor ama ne kadar iyi seo o kadar güzel uyumluluğu sağlar. Biz istiyoruz ki a veya b yazılınca yada ikiside yazılıncada x.com açılsın.
Bu nedenle bi şirket yada tamamen hit kazanmak içinde olabilir sitelerin bedava reklamı ve insanların bulma şansı tamamen arama motorlarına bağlı bu nedenledir ki programlama yada tasarım ne kadar önemli ise seo’da o kadar önemli bir eylemdir.

onurkuru

Joomla'da meta hazırlanması

Eğer bir joomla siteniz var metaları sizin hazırlamanızda fayda var hem google için büyük avantaj sağlayacak meta hazırlanması;
Öncelikle joomla sitenizin temanın dosyasını içini açıp metaları yerleştirin daha sonra joomlanın admin panel Global Configuration’dan da description ve meta keyleri yazıyorsunuz. Bu joomlanın ana dizinindeki index.php ye yazacaktır. Son olarak eğer içerik şeklinde bir site hazırlıyorsanız Content Item bölümünde yani yeni içerik girilen yerde solda images bulunduğu yerde Meta Info var buraya description tanımlayıp altındaki Add/Sec/Cat/Title buttonuna basmanız buttonda anlaşıldığı gibi Bölümü, Kategoriyi ve içeriğin başlığını key yapıyor böylelikle hem her sayfada description farklı olacağından dolayı google sevgisinide kazanmış olursunuz.

onurkuru

13 Reasons Why NoFollow Tags Suck



Nofollow bağlar , (rel=”nofollow”) nitelik özgün bir biçimde arama motorlarını engellemek için yaratılandı takip eden bağlantılardan blogda miktardan dolayı yorumlar blog açıklama spamming.

Teori şudur spammers düzelmek için blog açıklamalardaki spamming seo mu ve site nofollowu için bağlantıları demir at render bunun gibi spam faydasız. Problem spammers durgun spamdır.

şimdi nofollow kabul edildi , blogun ötesinde yorumlar. Wikipedia nofollowu kullanan şimdidir , dış kaynaklı bağladığı için ve google şunun ödediğini önerir , bağlantılar bir nofollow niteliği kullanırlar.

Burada 13 sebep niçin nofollow bir başarısızlıktır.

1. Nofollow = noworky. Blogdaki kullanan nofollow menşe yorumlar , püskülün niyedi açıklama spammers önlemek için hiçbirşeyi yapar. Soru matematik ve plugins olarak diğer anti spamming aracı bunun gibi kullan akismet ve wordpress için spamkarma olarak bunun gibi çok daha fazla etkilidir.

2. Bir blogger açıklamaları ılımlılaştırırsa bir nofollow nitelik için ihtiyaç duymaz. Bir insan muayeneyi geçen “everyone bağlantı love.”i almalı

3. çünkü kullan nofollow birçok bloggersin hatta onların nofollowu kullandıklarını gerçekleştirmediği blogsun ihmal ettiğir wordpressi yorumla.

4. Nofollow=novalue. Niçin site metin reklamlarlar ve blogsda nofollowu kullanır orada değil mi?? Ne yahooyu yapsaydılar! Rehber nofollow? Listeleri satın almak için herhangi biri devam eder miydi? Açık seçik olarak o rehberin değeri püsküllerin listelere başvuruldukları nofollowun sıfırı olurdu.

5. Bir nofollow nitelikle birisine bağlamak bir işaret onlara güven. Someone’sin uzattığı çalkalamaya ulaşarak it’s fakat bir çift lateks eldiveni giymek dur.

6. Takip emer çünkü arama motorları özellikle google can’t akılı uydurur hakkında ve nasıl bu nedenle kargaşaya neden olan kullanılmış olmalı aptal şeyi hoşlandığı yapan tecrübesiz webmastersin arasında hayır sayfadan sitenin leakage” ve diğeri aptal sıraya dizdiği “protect düşünce.

7. Hayır uygun bir şekilde web sitelerini sıraya dizmek için conceal onun kendi başarısızlığa bir yoksul arama engine’s çözüm. What’s sonraki bağla?

Arama motorları teşhis etmeyin bir yöntemini geliştirip blog açıklamalarda yerleştirilen spam sitelere bağlantıları değersizleştirmeliler. Blog açıklamalardaki postalayan herkes niçin bir aç gözlü az spammersin aksiyonlarından acı çekmeli.

8. Bir blog postahaneyi yorumlamak o blog postahaneye daha fazlayı konu ile ilgili ekleyerek. Bir düşündürücü bir cümle postahane açıklamaların sayfalarına neden olabilir. Birisi zamanı alırsa yardıma site’sinizi hoşnut inşa eder , postalayan açıklamalarla meslekidir , onlara bazıyı vermek için nezaket aşkı bağlar.

9. Wikipediadaki koyan nofollow bir spam sandwich.de koyan gri poupondan hoşlanır ya da bir pig.de koyan parfümden hoşlan

Nofollowun üstünde göreve alan wikipedia eğlence , fakat sonuç olarak göreve onları almalısınız için onların spamı engellemek olan ilk yerde nofollowu yürüttükleri. Hangi sarımda setup olan yol wikipedianın hatalı olduğu anlamına gelir , kolay spamminge kadar çünkü kendisi açtı.

Bundan dolayı wikipediaya izin veren henüzün yerine kolay çıkışı alır çünkü sonuç olarak it’s birçok insanlar ve onu değiştirmek için bir önemli kaynak külhanbeyi olurdu sistemlerini değiştirerek yollara bakmalılar , artık spamminge açtık zaman öyle.

10. Bir nofollowu kullanan metin bağlantı reklamlar yaparlar duyu. Isterseniz google meyva suyunuzu yaymak için niçin bir bağlantı prezervatifi kullanır?

11. Hatta wordpress kurucu mat mullenweg bir başarısızlık olan nofollowu söyler; Bunun kusursuz biçimde çalıştığı “in teori fakat uygulamada tüm belli başlı blogging araç yıl önce bunu iki yapmasına rağmen ve yorumlayın ve trackback spam şimdi daha kötü kerede hala. Hindsightte ben don’t bir etkinin çok sahip olan nofollowunu düşünür rağmen i’m bizim çalıştığımız hala memnun it.”

12. Arama motorları nofollowu takip ederler. Kont nofollow siteexplorerdeki backlinks olarak bağlamakır için yahoo bilinen olur. Yani satan reklamcılıkın şartlarında site’s değerinizi inşa eden backlinksi inşa etmeye açıklama spammingdeki you’re amaç tla pagestrength ve programların kullandıkları diğer metrics paha biçilmiş criteria olarak yahoo backlinks faydasız.

13. Nofollow emer. Onunla kontrol edin!

Düşünceleriniz ne nofollowdalar? Siz destekler misiniz kullan wikipediada ya da teşhis etmek için bir yol olarakki nofollow bağlantıları ödedi?

Daha fazla muhakeme etti mi nofollow niçindir bir başarısızlık? Lütfen özgür onları paylaşını hisset altında.

Carstene [thanks ve katkıda bulunarak john. You’ve tüm nofollow’d! ]

--------------------------------------------------------------


Güzel bir konu olduğunu düşünüyorum ve paylaşmak istedim türkçe yazılar anlamsız olabilir ama anlamak isteyenlere yararlı olabilir.


Türkçe'ye tam olarak çevrilebilirse daha faydalı olur.
İyi Çalışmalar
SABQCES


Kaynak;
http://www.searchenginejournal.com/13-reasons-why-nofollow-tags-suck/4410/

Alexa ile ilgili Bilgiler.

Alexa ile ilgili Bilgiler.

Alexa Nedir?
Alexa, Web sitelerinin ziyaretçi sayılarına göre izlenerek, dünya sıralamasında kaçıncı sırada olduğunu gösteren bir internet rating sistemidir. Web üzerindeki en ciddi site ziyaretçi ölçüm sistemidir..

Alexa Neyi Ölçer?
Alexa bir sitenin görüntülenme - ziyaretçi sayısını, dünyada en çok ziyaret edilen siteler arasındaki 20 Milyon site arasında sıralar.

Web Siteniz Kaçıncı Sırada ?

http://www.alexa.com/data/details/?url=www.cmseo.org

Sıralama da 2 milyondan büyük bir sıralama sonucu aldıysanız sitenizin ziyaretçi sayısı “ÇOK ÇOK KÖTÜ”,
2 milyon ile 1 milyon arasında ise “KÖTÜ”,
1 Milyon ile 500 bin arasında ise “VASAT”,
500 bin ile 250 bin arasında ise “NORMAL”,
250 bin ile 100 bin arasında ise “İYİ”,
100 bin ile 50 bin arasında ise “ÇOK İYİ”,
50 bin altı “ÇOK ÇOK İYİ” olarak kabul edilebilmektedir.

Sitenizin sonucu; Avg. Traffic Rank: XXX.XXX
şeklinde sağda verilmiştir.

Çıkan sonuç Avg. Traffic Rank: “NO DATA” ise sitenizi muhtemelen sizden başka kimse (!) ziyaret etmiyor demektir…

Backlink Herşey midir?

Evet son zamanlarda bazı sitelerin altı, sağı, solu hep link dolu. Google’de yükselmek için bu kadar link değişimi yapıyoruz ama sonuçta bazen beklediğimiz kadar yükselemiyoruz. İşte bu sorun nedeniyle bir kaç tavsiye vermek istiyorum.

Bolca Backlink Ama Sonuç Hüsran ise Nedenleri?

1. Googlebot zeki bir bot. Aynı kodlamayla açılmış siteleri hangisi daha önce indexlediyse o bir (+) alıyor ve onu taklit edenler (-) . Bunu deneyimlerim sayesinde sölüyorum.
2. Kopaya makaleleri aldık ve bunlarla site açtık sağına soluna Adsense reklamı koyduk sonra Google beni yükselsin diye beklediyseniz yanıldınız. Belki siteniz ilk açıldığında Google yükseltti sitenizi. Ama çok çabuk düşersiniz, bu Google teknolojisinin bir sonucudur. Bu da kalıcı olmaz.
3. Siteniz Türkçe içerkili serveriniz ABD’de bu alt planda çok önemlidir. Ama sıralamada 1. derecede etkilemez. Ama siz PR1 ABD rakip site PR0 ve TR ise o kişi daha avantajlıdır ve sizden yukarda olabilir. Garipsemeyin.
4. Sitenizde orjinal makaleler var bolca backlink var ama domain daha yeni yine yükselmeniz zor. Bu durumda sabırlı olur bolca içerik eklemeye devam edin emin olunki süre geçtikçe yükselirsiniz.
5. Alexa etkisi varmıdır yokmudur sorusu çok gündemde olan bir sorudur. Ama ben test ettim diğer tüm özellikleri aynı ama alexaları farklı iki site açtım alexası yüksek daha üstlerde yer aldı.

Bunlar şimdilik aklıma gelen nedenler. Eklemeler yapabilirim.

spy_force

GOOGLE SİTENİZİ 24 SAATTE INDEXLESIN!!!

Evet sizler ile gerçekten denenmiş sağlam bir sır paylaşacağım. Bu sır SEO MADE EASY adlı elektronik
kitaptan alınmıştır. Sizlere daha önce Google'ın nasıl indexlediğini anlatmıştık. Şimdi ufak bir dönüş yapalım
o konuya ve indexleme neydi onu bir hatırlayalım...
Google'a giriyoruz ve arama kutucuğuna kendi sitemizin linkini yazıyoruz. Eğer resme benzer bir sonuç
ile karşılaşırsanız siteniz indexlenmemiş demektir...


Fakat bir sonraki gibi bir resim ile karşılaşırsanız Google sitenizi indexlemiş demektir...
İkinci resimde sonuçları daha net görebiliyoruz sanırım. Şimdi indexlenmenin ne olduğunu artık tamamı
ile biliyoruz. Gelelim ufak sırrımıza. Yeni bir site açtık ve bunu ilk önce Google'a kayıt ediyoruz:
http://www.google.com/addurl.html
sanırım adres pek yabancı gelmedi.

Sitemizi kayıt ediyoruz ve bekliyoruz peki ne kadar. Yaklaşık 6 hafta
belki en iyi ihtimalle 4 hafta. Peki daha erken çıkmanın bir yolu yok mu? Tabi ki var. Bu başlığı bunun için
açtık zaten. Size tam bir gün içerisinde Google tarafından indexlenmeyi vaat ediyoruz. Gelelim yönteme...
Öncelikle anahtar kelimelerimizi hatırlıyor muyuz? Evet ben örnek olarak “yumurta” kelimesini seçtim.
Google'a giriyoruz ve anahtar kelimemizi yani yumurta kelimesini arıyoruz.

En yüksek pr değerine sahip
siteleri seçiyoruz. Zaten en iyiler her zaman en tepede oldukları için zorlanmayacaksınız. Hedef pagerank
değerimiz en az 5 olmalı. Pr5 ve üzeri siteleri buluyoruz ve onlara link değişimi yapmak istediğimize dair
sağlam bir mail yolluyoruz. Eğer profesyonelce yapılabilirse sonuç alma ihtimaliniz var. Eğer bu şekilde 1
adet pr5 back-link alabilirseniz siteniz 3 günden az bir zamanda indexlenir. Eğer pr6 değerinde bir back-link
elde ederseniz siteniz 24 saatten az bir sürede indexlenir. Pr5 değerinde 6 adet back-link alırsanız yine 24
saatten az bir sürede indexlenirseniz...

Burada bir tavsiyem pr değeri yüksek bazı siteler belirli bir ücret karşılığı sizlere link vermektedir. Mesela
pr7 değerindeki bir siteden aylık 150$ karşılığında link alabilirsiniz. Zaten bir aylık yeter bile. Çünkü o ayın
sonun siteniz çoktan indexlenmiş olacak.

Metataglar Ve Anlamları

Metataglar Ve Anlamları

Genel olarak kullanılan metataglar ve anlamları aşağıdaki gibidir;

Bu metatag sayfanın dilini söylemektedir.content= "tr" bölümü sitenin dilinin Türkçe olduğunu söylemektedir.

Bu metatag sayfanın başlığını belirtmektedir. arasına yazmış olduğumuz metin sayfanın başlığını bildirir.

Bu meta sayfanın içeriğinin doküman yapısında olduğunu belirtir.

İçeriğin hangi kesimlere hitap ettiğini belirtir. Global evrensel dünya çapındaki her yaş grubu anlamındadır.

Bu metatagda robotlara bulduğun linki takip et ve orayı indexle komutunu vermektedir. Robotların doğasında linkleri takip edip indexlediği için bu metanın kullanılması zorunlu değildir.

Bu metatag robotların siteyi ziyaret ettikten sonra bir daha ne zaman ziyaret gelmelerini belirtirsiniz.content="1 DAYS" bölümünde yer alan 1, robotlara siteyi indexledikten 1 gün sonra siteyi tekrar ziyaret etmesini söyler.

Bu meta ise sayfada kullandığınız karakter dilini söylemektedir.Bunu sayfa dili olarak ta algılamamıza rağmen, 2side farklıdır.

Burası ise sitenizi tanıtabileceğiniz kısım. Bu bölümün title, keyword ve sayfa ile uyumlu olması gerekir.

Bu metatagda sitenizin yada sayfanızdaki anahtar sözcüklere yer vermeniz içindir. Arama motorlarında hangi kelimelerde üst sıralara çıkmak istiyorsanız, bu bölüm dahil title ve description bölümüne o kelimeyi yazmalısınız. Mesela : webmstr.net seo yarışması

webmstr.net seo yarışması - İnsanların Web Sitenizi Bulmasını Sağlayın: 8 SEO İpucu

İnsanların Web Sitenizi Bulmasını Sağlayın: 8 SEO İpucu

Deneyimli Web tasarımcıları size, "Yalnızca siteyi kurarsanız kimse gelmez" diyecektir. Bu doğru. Yalnızca bir Web sitesi kurmak ziyaretçi çekmez. Müşterileri bir kez sitenize gelmeleri için ayartmak çaba gerektirir, tekrar gelmeleri içinse daha fazla çaba harcamanız gerekir.

Çoğu insanın Web sitelerini bulma yöntemlerinden biri Google.com gibi arama motorları kullanmaktır. Google, tüm Internet aramalarının yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Yahoo! ve MSN en sık kullanılan diğer arama siteleridir.

Arama sonuçlarında iyi bir sıralama derecesine sahip olmak, insanların sitenizi bulmalarına yardımcı olmak için şarttır. Çoğu insan ilk arama sayfasından ileri gitmez. Ayrıca listenin en yukarısında olmak en altında olmaktan iyidir.

Arama motorları arama sonuçlarını sıralamak için ileri düzeyde algoritmalar kullanır. İyi sayfa sıralama dereceleri rastlantısal değildir. Üst sıralamalarda görünecek Web sayfaları oluşturma sürecine Arama motoru optimizasyonu veya SEO denir.

Her arama motoru biraz farklı bir algoritma kullanır. Üstelik bunların çoğu algoritmalarını düzenli aralıklarla ayarlar. Ancak tüm arama motorlarında temel bir SEO geçerlidir. SEO ustalık gerektirse de, dikkatle planlanan bir yaklaşım Web sitenize gelen trafiği artırabilir.

Başarılı bir SEO'ya giden sekiz adım aşağıda verilmektedir.

1. Anahtar Sözcükleri Akıllıca Seçin

Anahtar sözcükler, müşterilerin sitenizi bulmak için arama motorlarında kullandıkları sözcüklerdir. Amaç, sayfanızı bu sözcük veya ifadeler için en iyi duruma getirebilmektir. İşletmenizi tam olarak yansıtan anahtar sözcükler seçmelisiniz. Potansiyel müşterilerinizi hedefleyecek kadar özel olmalı, ancak çok da daraltılmamalıdır.

Büyük olasılıkla birçok anahtar sözcüğünüz olacaktır. En iyi yaklaşım farklı sayfalar için farklı anahtar sözcükler seçmektir. İşletmenizin adı iyi biliniyorsa, Hakkımızda sayfasında anahtar sözcük olarak işletmenizin adını kullanın. Ancak çoğu müşteri adınızı değil, ününüzü veya hizmetinizi arar.

Anahtar sözcükler hakkında yardım almak için, sitenizde hangi arama terimlerinin işe yaradığını görmek üzere sunucu günlüklerinize bakın. Ayrıca rakip sitelerde işe yarayan sözcükleri görmek için çeşitli arama terimleri deneyin. Yarışma Sözcüğü : www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması

2. Anahtar Sözcükleri Akıllıca Kullanın

Sitenizin anahtar sözcükleri tüm sayfalarınızın "meta başlığı" içinde görünmelidir. "Meta başlık," tarayıcı penceresinin en üstünde, menü çubuğunun üzerinde görüntülenir.

Ayrıca, anahtar sözcükler açılan Web sayfası boyunca düzenli olarak görüntülenmelidir. Özellikle başlangıç paragraflarında sık sık göze çarpmaları önemlidir.

Ancak gereğinden fazla anahtar sözcük kullanmamaya çalışın. Buna "anahtar sözcük yığma" denir. Arama motorları bunu saptayabilir ve sayfa sıralamanızı düşürebilirler. En iyi düzeyde anahtar sözcük yoğunluğunu bulmanıza yardımcı olabilecek araçlar vardır. Ancak sitenin sayfalarını yazan yazılımlardan sakının. Arama motorları bunu da fark edebilir.

İşte altın SEO kuralı: Asla anahtar sözcük yerleştirmek adına içeriğinizin kalitesinden ödün vermeyin. Bu, sayfa sıralamanızı etkiler. Daha önemlisi, siteniz ziyaretçilerin ilgisini çekmez.

3. Anahtar Sözcükleri Tıklatma Başına Ödeme Reklamlarıyla Sınayın

Google AdSense, MSN adCenter veya başka bir tıklatma başına ödeme reklam programı, anahtar sözcüklerinizin etkinliğini sınar. Anahtar sözcüklerinizin sitenize trafik getirip getirmeyeceğini görebilirsiniz. Ayrıca anahtar sözcüklerinizin doğru müşterileri hedeflediğinden de emin olursunuz.

Tıklatma başına ödeme maliyetli olabilir. Ancak doğru kullanıldığında sitenize müşteri çekecektir.

Tıklatma başına ödeme, arama motoru optimizasyonu yerine kullanılmaz. Anahtar sözcüklerinizi değerlendirmek için SEO ile bir arada kullanılmalıdır. Çıkan sonuçlar iyi değilse, anahtar sözcüklerinizi değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

4. Diğer Sitelerden Kendi Sitenize Bağlantılar Oluşturun

Arama motorları size gelen bağlantıları sitenize verilen oylar olarak değerlendirir. Bu nedenle gelen bağlantı sayısı arttıkça sayfanızın sıralaması yukarılara taşınır.

Ancak bunda sınırlandırmalar vardır. Arama motoru, bağlanan sitelerin kaliteli adresler olduğunu görmelidir. Sitenize, itibarı kötü olan sitelerden yapılan bağlantılar sıralamanızı kötü şekilde etkiler.

İşletmenizle ilişkili web sitelerine, bağlantı değiş tokuşu teklifi yapın. Daha yüksek bir sıralamaya sahiplerse sizin için daha iyi olur. Kötü itibarı olan sitelerden, sitenize yaptıkları bağlantıları kaldırmalarını isteyin.

Sitenize bağlantı içeren sitelerin listesini görmek için bir arama motoru kullanmayı deneyin. Arama kutusuna Link:sitenizinadı yazmanız yeterlidir. www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması

5. SEO Kampanyanızda Etik Değerlere Uyun

Sayfa sırlamasını yukarılara taşımak için aldatıcı yöntemler kullanmak ters etki yapar. Sitenizin arama sonuçlarından çıkarılmasına bile yol açabilir. Bir kez arama sonuçlarından çıkarılırsanız geri girmeniz neredeyse imkansızdır. Bu nedenle etik olmayan her türlü yöntemden kaçının.

Gereğinden fazla anahtar sözcük kullanmayın. Küçük yazı tipi veya sayfanızın arka planıyla aynı renkte metinler gibi gizli metin kullanmayın. Sitenize bağlantısı olan sitelerle aynı olan ayna siteler oluşturmayın. Ayrıca içeriğin her sayfada önemli değişiklikler göstermesine dikkat edin. Birden çok sayfada benzer içerik kullanmak arama motorlarına bir aldatma yöntemi gibi görünebilir.

Sayfanızda paravan sayfa kullanmamalı veya sayfanızın arkasına sayfa gizlememelisiniz. Paravan kullanıldığında iki sayfa oluşturulur. Arama sitesi veri toplayıcıları, anahtar sözcüğü çok olan tek bir sayfa görecektir. Ziyaretçilerse anahtar sözcüklerle ilgili olmayabilen diğer sayfayı görür.

Bu durumla ilgili bir istisna vardır: Bir Flash siteniz varsa, optimizasyon neredeyse olanaksızdır. Arama veri toplayıcıları Flash'ı anlamaz. Bu durumda, arkasında açılan bir HTML sitesi kurabilirsiniz. Yalnız bu sitenin Flash sitesiyle aynı içeriğe sahip olduğundan emin olun.

6. Sitenizi Arama Motorlarına Gönderin

Sitenizin arama motorlarının dizininde yer aldığından emin olmak istiyorsunuz. Sitenize gelen çok sayıda bağlantı varsa, Web veri toplayıcıları sitenizi otomatik olarak bulacaktır. Web veri toplayıcıları Internet üzerinde "gezinerek" motorun site veritabanını güncelleştirir.

Siteniz otomatik olarak görüntülenmiyorsa, bir gönderim hizmeti aracılığıyla veya kendiniz, sitenizi dizine alınması için gönderebilirsiniz. Üç büyük arama sitesinin Web adresi gönderme formları vardır. Aşağıda A.B.D.'deki gönderme sayfalarının bağlantıları yer almaktadır:

Google: http://www.google.com/addurl/?continue=/addurl

Yahoo!: http://tinyurl.com/5oclp (kayıt gerekli)

MSN: http://beta.search.msn.com/docs/submit.aspx

7. SEO'nuzun İlerlemesini Takip Edin, Ancak Sabırlı Olun

SEO bir anda gerçekleşmez. İyi sayfa sıralamalarına ulaşmak aylar alır. SEO kampanyanızı aceleye getirmek hatalara yol açabilir. Bu hataların sonuçları ise ciddi olabilir.

Ancak ilerlemeyi takip etmek önemlidir. Sıralamanızı görmek için anahtar sözcüklerinizle aramalar yapın. Sitenizin ilgili terimlerle ortaya çıkmaya başladığını görmek heyecan vericidir. Bu da işin ek kazancıdır.

Sonuçlar dalgalanma gösterecektir. Sıralamalar günlük, hatta saatlik olarak değişir. Nerede bulunduğunuzu doğru değerlendirebilmek için sık sık denetleyin. Küçük değişiklikleri önemsemeyin. Ancak sıralamada gerileme eğilimi olduğunu fark ederseniz önlem alın.

Sitenizin trafiği arttıkça satışlar da artmalıdır. Satışlar artmıyorsa, sitenizin içeriğini ve kullanım rahatlığını yeniden değerlendirin. İyi metinler ve işaretçiler satışların artmasına yardımcı olacaktır.

8. Dış Kaynak Kullanmayı Düşünün

Arama motoru optimizasyonu süreklilik gösteren bir süreçtir ve tam zamanlı bir iş olabilir. Bazı şirketler SEO alanında uzmanlaşmıştır.

Web sitenizin optimizasyonunu bir SEO şirketine vermek maliyetli bir seçim olabilir. Fiyatlar sitenize, sunulan hizmetlere ve sürenin uzunluğuna bağlı olarak değişir. Ancak, sağladığı avantajlar bunu akıllıca bir yatırıma dönüştürebilir. Sizden daha iyi sonuçlar alabilecek uzmanlar kiralamış olursunuz. Ve iyi bir SEO ile iş hacminin artması büyük olasılıkla bu maliyeti fazlasıyla karşılayacaktır.

Kötü SEO, hiç SEO olmamasından daha zararlı olabilir. Bu nedenle kampanyanızı yönetmesi için doğru şirketi bulmak önemlidir. Şirketin etik kurallarını görmek istediğinizi söyleyin. Aldatıcı SEO yöntemlerini içermiyor olmalıdır.

Şüphesiz şirketin kendisinin de iyi bir sıralaması olmalıdır. Ama yalnızca buna güvenmeyin. Şirketin sağladığı referanslarla iletişim kurun. Şirketin çalıştığı siteleri ziyaret edin ve reklam metni yazma kalitesine dikkat edin.

Bunun dışında şirketin ayrıntılı bir plan sağlaması gerekir. Bu plan, sıralamanızı artırmak için çeşitli yöntemler içermelidir. Yöntemlerinin ve fiyatlandırma planının net olması gerekir.

Gerçekçi olmayan beklentiler oluşturan şirketlere dikkat edin. Örneğin uzun bir dönem boyunca Google'da en üst sırada kalmayı garanti ediyorsa uzak durun. Ayrıca hızlı sonuçlar vaat ediyorsa aldatıcı yöntemleri kullanıyor olabilir.

Dış kaynak kullanmaya karar vermeden önce, anahtar sözcükleri bulmanıza, sayfa göndermenize ve sonuçları takip etmenize yardımcı olabilecek SEO yönetimi yazılımını denemek isteyebilirsiniz. Bunun maliyeti dış kaynak kullanmaktan daha düşüktür.

Arama motoru optimizasyonunun da zaten bunlari saglayabilecegini unutmayin. İyi optimize edilmis sayfalar ziyaretci cekebilir, ancak yalnizca iyi bir urun teklifi ziyaretciyi musteriye cevirebilir.

webmstr.net seo yarışması - Msn Başarılı dizine alma için yol gösterici bilgiler

Burada, MSNBot gezgininin ve diğer web gezginlerinin sitenizi etkili şekilde dizine almalarına ve derecelendirmelerine yardımcı olacak bazı önerilere yer verilmiştir. Ayrıca, MSN Search tarafından önerilmeyen bazı öğelerin ve tekniklerin listesini de burada bulabilirsiniz.

Web siteniz için teknik öneriler

  • Sayfalarınızda yalnızca düzgün biçimlendirilmiş HTML kodu kullanın. Tüm etiketlerin kapatıldığından ve tüm bağlantıların doğru çalıştığından emin olun. Siteniz bozuk bağlantılar içeriyorsa, MSNBot sitenizi etkili bir şekilde dizine alamayabilir ve kullanıcılar tüm sayfalarınıza erişemeyebilir.
  • Bir sayfayı taşırsanız, sayfanın özgün URL'sini ziyaretçileri yeni sayfaya yönlendirilecek şekilde ayarlayın ve taşımanın kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu onlara söyleyin. Daha fazla bilgi için bkz: Siteniz taşındığında yapmanız gerekenler.
  • MSNBot gezgininin sitenizde gezinmesine izin verildiğinden ve sitenizi dizine almaları yasaklanan web gezginleri listenizde bulunmadığından emin olun.
  • MSNBot ve diğer web gezginlerinin sitenizi nasıl dizine alacaklarını denetlemek için bir robots.txt dosyası veya meta etiketleri kullanın. robots.txt dosyası web gezginlerine hangi dosyalarda veya klasörlerde gezinmelerine izin verilmediğini belirtir. Web Robots Sayfaları, robots.txt Robots Dışlama standardıyla ilgili ayrıntılı bilgi sağlar. Bu site yalnızca İngilizce olabilir.
  • URL'lerinizin basit ve statik olmasına dikkat edin. Karmaşık veya sık değişen URL'lerin bağlantı hedefleri olarak kullanılması zordur. Örneğin, www.example.com/sayfam URL'sinin MSNBot tarafından gezinilmesi ve insanların bu URL'yi yazması, birden çok uzantısı olan uzun bir URL'ye göre daha kolaydır. Ayrıca, değişmeyen bir URL'yi insanların anımsaması daha kolaydır ve bu da URL'ye başka sitelerde bağlantı hedefi olarak yer verilmesi olasılığını artırır.
Web siteniz için içerik kuralları


Sitenizi ziyaretçiler için çekici hale getirmenin ve yeniden gelmelerini sağlamanın en iyi yolu, sayfalarınızı hedef kitlenin ilgileneceği değerli içerikle tasarlamaktır.
  • Görünür sayfa metnine, kullanıcıların sitenizdeki bilgileri bulmak için arama sorgusu terimi olarak seçebilecekleri sözcükleri ekleyin.
  • Tüm sayfaları uygun bir boyutla sınırlayın. Her sayfanın tek bir konuya odaklanmasını öneririz. Resimsiz bir HTML sayfası 150 KB'den küçük olmalıdır.
  • Her sayfanın en az bir statik metin bağlantısıyla erişilebilir olduğundan emin olun.
  • Dizine alınmasını istediğiniz metni görüntülerin dışında tutun. Örneğin, şirketiniz adının veya adresinin dizine alınmasını istiyorsanız, bu bilgilerin sayfada şirket logosunun dışında da görüntülendiğinden emin olun.
  • Site haritası ekleyin. Bu, MSNBot gezgininin tüm sayfalarınızı kolayca bulmasına olanak tanır. Menülere, liste kutularına ve benzer öğelere katıştırılan bağlantılar, site haritanızda görünmedikleri sürece web gezginleri için erişilebilir değildir.
  • Site hiyerarşinizi oldukça düz tutun. Yani, her sayfanın giriş sayfasından uzaklığı üç tıklatmayı geçmemelidir.
MSN Search tarafından önerilmeyen öğeler ve teknikler

Aşağıdaki öğeler ve teknikler MSN Search dizininin kullanımına uygun değildir. Bu öğelerin ve tekniklerin kullanılması sitenizin MSN Search içinde nasıl derecelendirildiğini etkileyebilir ve sitenizin dizininden kaldırılmasıyla sonuçlanabilir.
  • Sayfanın anahtar sözcük yoğunluğunu artırmak için sayfaları gereksiz sözcüklerle doldurma. Kullanıcıların görüntüleme olasılıklarının düşük olduğu ALT etiketleriyle doldurmak da buna dahildir.
  • Gizli metin veya bağlantılar kullanma. Yalnızca kullanıcılar tarafından görülebilir metin ve bağlantılar kullanmanız gerekir.
  • Sayfanıza yönelik bağlantıların sayısını yapay olarak artıracak bağlantı grupları gibi teknikler kullanma.

webmstr.net seo yarışması - Sitenizi Yahoo'ya EkLeyin

Sitenizi Yahoo'ya EkLeyin

http://search.yahoo.com/info/submit.html

webmstr.net seo yarışması

webmstr.net seo yarışması'nda birinciliğe hızla koşmaya dewam ediyoruz ve bi önerim oldu site yönetimine

Şöyle yazdım sitede :

Arkadaşlar seo yarışmasına bende katılmayı düşünüyorum ama baktımda Archer34 diye admin arkadaşta katılıyormuş. Bence adminlerin katılması doğru değil ve hiç bir yarışmada site yönetiminden birilerinin katıldığını duymadım, görmedim hele adminler hiç duymadım bu yüzden biraz sakıncalı gibi bende adminlerin Katılmaması gereklidir. ?

Bide vereceğiniz ödülleride biraz açarsanız güzel olur yani bu vereceğiniz RESELLERİN özelliklerini biraz açsanız ve aylık mı yıllık mı yazsanız çok güzel olur.

Herkerse başarıLar.


---------------------------------------


evet arkadaşlar bende adminlerin katılması uygun değil sizdece öyle değilmi ?

webmstr.net seo yarışması

webmstr.net seo yarışması nda sitemiz şu anda 5. ;) bu böyle devam edecek yani yükselişimiz..