Java (CD'li) - webmstr.net seo yarışması

Java (CD'li)

Numan Pekgöz

3. Baskı 540 Sayfa, 34 YTL

Tüm platformlarda çalışabilen geniş yelpazede uygulamalar geliştirmek için popüler programlama dili Java için, Numan Pekgöz’ün kaleme aldığı bu kitap, Adım adım ve uygulamalı anlatıma sahip. Kitaptaki tüm konular örneklendirilmiş; toplam 150 örnek. Kitap ile birlikte verilen CD’de ise, tüm bu örnek kodlara ve Java uygulamaları geliştirmek ve bu uygulamaları çalıştırmak için gerekli tüm programlar yer alıyor. Bu kitap ile, Java öğrenmek için gerekebilecek her şey masanıza geliyor.

Bilişim alanında yayınladığı yazıları ve kitaplarıyla tanınan Numan Pekgöz, Amsterdam Computerij Enstitüsü Web Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli kurum ve branşlarda çalıştı. Sayısız projede imzası bulunan yazarımız Amsterdam’da yaşamakta olup, halen Hollanda’nın önde gelen internet firmalarından birinde senior yazılım mühendisi olarak görev yapıyor ve süreli yayınlarda programcılık alanında bölümler hazırlıyor. Daha önce DHTML ve CSS, JavaScript ve JSP kitapları yayınlanan yazarın, dördüncü ve son kitabı Java.

C# - webmstr.net seo yarışması

C#

Sefer Algan

4. Baskı 800 Sayfa, 49 YTL

%100 nesne yönelimli programlama dili C# için temel kılavuz...

.NET platformu için sıfırdan geliştirilen bir dil olan C#, kendinden önce gelen gözde programlama dilleri C, C++ ve Java dillerinin en etkili özelliklerini bünyesinde barındırması yanında, bu dillerin hiç olmadıkları kadar da nesne yönelimli (object oriented) ve kolay öğrenilir bir dil. .NET platformu ile birlikte hızla tanınan ve yayılan C#, profesyonel yazılımcılar için ideal bir çözüm olarak karşımızda.

C#’ın uygulama desteği ise oldukça geniş; konsol uygulamalarından, Windows tabanlı uygulamalara, ASP .NET desteğinden Web servisleri desteğine, Mobil uygulamalardan DLL yazımına kadar birçok konuda C# dili kullanılabilirliği ile öne çıkıyor. Bütün bu konuların yanında Her Yönüyle C#, bellek yönetimi, exception handling, veritabanı yönetimi gibi ileri düzey programlama konularını da her yönüyle irdeliyor.

Sefer Algan’ın kaleme aldığı Her Yönüyle C# ile, .NET’in prensi olarak anılan C# dilini, hızla, kolayca öğrenebilirsiniz. Yalın bir dille yazılan bu kitap, hem programlamaya yeni başlayanlar hem de hangi dille başlayacağına karar veremeyenler için eksiksiz bir kılavuz. Pr

C# ile Veri Tabanı Programlama ve ADO .NET - webmstr.net seo yarışması

C# ile Veri Tabanı Programlama ve ADO .NET

Aykut Taşdelen

448 Sayfa, 28 YTL 1.Baskı

Visual Basic .NET ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET kitabı ile tanıdığımız Aykut Taşdelen, kısa bir süre içinde, ikinci kitabının da raflardaki yerini almasını sağladı: C# ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET. Bu iki kitap ile, Türkiye’de bir ilki de gerçekleştirmiş durumda; aynı kitabın iki farklı programlama dili ile yazılması…

Visual Basic .NET ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET ve şimdi de C# ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET kitapları ile, veritabanı programlama konusunda öğrenmek istediğiniz her şeyi bulabileceksiniz. Bu iki kitap ile, Visual Basic .NET ve C# dillerinin karşılaştırmalarını yapmak da mümkün olacak.

C# İLE ASP.NET 2 - webmstr.net seo yarışması

C# İLE ASP.NET 2

Zafer Demirkol

25,00 YTL


Zafer Demirkol’un ASP.NET 2’yi takiben çıkan yeni kitabı C# ile ASP.NET 2, C# programcıları düşünülerek hazırlandı. Yeni kitaptaki kodlar tamamen C# için güncelleştirildi. Bu haliyle farklı programlama dilleriyle çalışanlar iki kitap arasında seçim yapma şansına sahipler. Kısa bir süre önce ASP’nin Microsoft .NET teknolojisi içindeki yeni bir versiyonu ASP.NET ve de bu teknolojinin 2. sürümü ASP.NET 2 kullanıma sunuldu. ASP ile hiç alakanız yoksa bile ASP’ye iyi bir başlangıç yapabileceğiniz şekilde bir içeriğe sahip olan kitap, başlangıç seviyesindeki kullanıcılar da, hali hazırda profesyonel olarak ASP, ASP.NET ile proje geliştirenler de düşünülerek geliştirildi.

• 180 Adet Örnek Uygulama

• 302 Adet Resim ve Şema

• Portal Uygulaması

• ASP.NET 1.x ile Karşılaştırmalı Anlatım

• ASP.NET 2’nin İşleyiş Mantığı

• Nesneye Yönelik Programlama Yapısı

• Master Pages

• ADO.NET 2

• Temalar

• Yeni Kontroller

• Profiller

• Yapılandırma ve Yönetim

• İzleme ve Hata Denetimi

• Web Part’lar

gibi geniş bir içeriğe sahip olan C # ile ASP.NET 2, alanında birçok kitaba imza atmış olan Zafer Demirkol’un kendine özgü, akıcı anlatımı ile okuyucuları ile buluşuyor. Kitap, ASP.NET 2 teknolojisini tanımak ve kavramak
için ideal bir kaynak.

C# ile ASP.NET - webmstr.net seo yarışması

C# ile ASP.NET

Zafer Demirkol

560 Sayfa, 29.75 YTL 2.Baskı

ASP.net günümüzün en önemli web programlama dillerinden biri. Bir programlama tabanı olarak da adlandırabileceğimiz ASP.net, .NET Framework, veritabanı kullanımı, web formları, Visual Basic.NET, ADO.NET, COM, COM+ ve nesneye yönelik olay yönlendirmeli programlama alanlarında yakın gelecekte de yaygın bir biçimde kullanılacak.

Zafer Demirkol’un kaleme aldığı C# ile ASP.net, bu programlama tabanını ince ayrıntılarıyla anlatan ve uygulamaya dönük bir kılavuz. Zafer Demirkol’un internet teknolojileri ve programcılığı üzerine yazdığı kitaplar kısa sürede büyük bir okur kitlesi tarafından benimsendi. Yine Pusula Yayıncılık’tan çıkan ASP ile Web Programcılığı ve Elektronik Ticaret adlı kitabı haftalarca liste başında yer aldı. Son kitabı C# ile ASP.net de zengin uygulama ve örnekleri, akıcı anlatımı ve yardımcı tablolarıyla web programcılarının başucu kitabı olmaya aday.

İŞLEMCİ - webmstr.net seo yarışması

İŞLEMCİ

İşlemcinin Çalışma sürecini, İşlemci türlerini ve aralarındaki farkları söyleme

Mikroişlemci Bilgisayarın Merkezi İşlem birimi olarak çalışan büyük ölçekli ya da çok büyük ölçekli devrelerdir. Mikroişlemci entegre devresi, yazılan programları meydana getiren makine kodlarını yorumlamak ve yerine getirmek için gerekli olan tüm mantıksal devreleri içerir.

Bir mikoişlemci temel olarak iki bölümden oluşur.

Kontrol Birimi: Bilgisayara diğer ünitelerin ne yapması gerektiğini bildiren kısımdır. Böylece bilgisayarı yönlendirerek programda verilen emirlerin eksiksiz olarak yapılamasını, gerekli bilgilerin belleğe yerleştirilip alınmasını ve yapılan işlemlerin kontrolünü sağlar.

Aritmetik-Mantık Birimi (ALU): Tüm mantıksal ve matematiksel işlemlerin yapıldığı kısımdır. Bilgisayarda yapılan dört işlem, üs alma gibi aritmetiksel işlemlerle küçük, büyük , küçük eşit, büyük eşit gibi mantıksal işlemlerde bu bölümün mantık devrelerinde yapılır.

Mikroişlemcinin hızı saniyede yapılan işlem ile ölçülür. Hız ölçü birimi olarak Megahertz (MHZ) kullanılır.

Günümüzde kullanılan mikroişlemciler MOTOROLA, INTEL,AMD ve CYRIX’dir. Bunlardan motorola özel amaçlı bilgisayarlarda kullanılan bir İşlemcidir. Apple’ın çıkardığı POWER PC makinalarında kullanılmaktadır. Masaüstü bilgisayarlarda ise INTEL, AMD ve CYRIX kullanılmaktadır. Bunlardan piyasayı elinde bulunduran ise INTEL’dir. Cyrix çıkardığı birkaç işlemci türünden sonra artık işlemci üretmemeye başlamışlardır. AMD ise şuan INTEL ile büyük bir yarış içerisindedir. Son çıkardığı işlemcilerin bazı testlerde INTEL’i geçtiği olmuştur.

Intel’in çıkardığı işlemciler teknolojik sıralamaya göre 8088,8086, 80286, 80386, 80486, Pentium, Pentium Pro, Pentium MMX, Pentium II, Pentium Celeron ve Pentium III’dür.

8086 mikro işlemci 20 bit ile bellek adresleyebilen 20 bitlik adres yolu kullanan bir mikroişlemcidir. 8086 bir mikroişlemci 1 MB’lık (220) bellek adresleyebilir.

8088 mikro işlemci, 16 bit üzerinden işlem yapan veri yolu 8 bit olan bir mikro işlemcidir.

80286 Mikro işlemci, adres yolu 20 bit iç ve dış veri yolu 16 bit ve 16 MB’a kadar belleği doğrudan adresleyebilirler.

80386 Mikro işlemci, SX ve DX olarak piyasaya sürülen 386 işlemcilerin adres yolu 32 bit olup 4 GB’lık ana bellek adresleyebilir. SX işlemcinin dış veri yolu 16, iç veri yolu 32 bittir. Saat hızı 16-33 Mhz’dir. DX işlemcisinin hem iç hem de dış veri yolu 32 bit saat hızı 33-40 MHZ’dir.

80486 Mikro işlemci, iç ve dış adres yolu 32 bit olup 4 GB adresleyebilen bir mikro işlemcidir. Saat hızları 25 ile 100 Mhz arasında olan çeşitleri vardır. SX modelinde matematik işlemci yoktur. DX ve DX2 modellerinde matematik işlemci olup işlemcinin içinde 4 KB veri ve 4 KB komut önbelleği vardır.

Pentium Mikro işlemci, Intel firmasının 1994 yılında piyasaya sürdüğü 32 bitlik iç 64 bitlik dış veri yolu kullanan, adres yolu 64 bit olan mikro işlemcidir. 8 KB veri 8KB komut olmak üzere toplam 16 KB’lık önbelleği vardır. Saat hızı 66 ile 200 MHz arasında değişmektedir.Pentium işlemcide 3.1 milyon tane transistör vardır.

Pentium Pro mikroişlemcide Pentium işlemciye ek olarak 256 KB’lık bir L2 ön bellek vardır. Bu işlemlerinde ona hız kazandırmıştır. Saat frekansları 166 ile 200 arsında değişmektedir. 5.5 milyon transistör barındırır.

Pentium MMX (MultiMedia eXtension) Eski pentium işlemcilere göre 1.5 kat daha fazla transfer içeren ve pentium işlemcilerle tamamen uyumlu uyum olan işlemcilerdir. Pentium MMX işlemcilerin 166, 200 ve 233 MHZ hızıında çalışan modelleri vardır. Bu işlemci multimedya (çoklu ortam yazılımları, oyunlar, MPEG gibi grafik tabanlı yazılımlar) uygulamaları için özel komutlar içerir. Ayrıca pentiumlar 16 KB olan önbellek miktarı MMX’de 32 KB’a çıkarılmıştır.

Pentium II Pentium pro işlemcisi ile MMX işlemcisinin birleşimi ile 1997 de orta çıkarıldı. 233,266,300,400 ve 450 MHZ saat hızında çalışan işlemcilerdir. Bu işlerin diğerlerinden farkı SEC (single Edge Contact) adı verilen genişleme yuvalarına (slot) takılan bir işlemcidir. İşlemci anakart üzerindeki Slot-1 adı verilen özel yuvaya takılır. Pentium II işlemcilerde 32 KB’lık bir L1 önbellek ve 512 KB’lık L2 önbellek içerir.

Pentium Celeron Pentium II işlemcilerinin pahalı olması nedeniyle çıkarılan Pentium II işlemcinin ucuz sürümüdür. Aralarındaki temel fark 512 L2 önbelleğinin Pentium Celeron işlemcilerde olmamasıydı. Fakat L2 önbelleğinin olmaması büyük performans düşüklüklerine yol açtığından sonraki sürümlerinde 128 KB’lık bir önbellek konuldu.

Pentium III Pentium III’le birlikte 3-D, konuşma tanıma, video ve ses uygulamalarını destekleyen 70 tane komut eklenmiştir. Bununla birlik yeni komut seti SIMD (single Insruction Multiple Data)’ komutlarını desteklemektedir. Bu komutlar bir komut ile çoklu hafıza bölgelerindeki verilerin eş zamanlı olarak düzenlenmesine izin vermektedir. PIII’ler 800 Mhz’e kadar saat hızı sunmaktadır. Pentium III’lerin ilk çıktığında 32 KB’lık L1 512 KB’lık L2 önbellekleri vardı. Fakat 128 KB’lık L1 ve 512 KB’lık L2 önbelleğine sahip AMD’nin Athlon işlemcisi testlerde Pentium III’ü geçince Pentium III işlemcisini yeniledi. Yeni çıkan işlemcisinde L2 önbellek miktarını 256 KB’a düşürdü fakat bu önbellek işlemci ile aynı hızda çalışmakta idi. Bir önceki PIII’de ise L2 önbellek işlemcinin yarı hızında çalışmakta idi.

Pentium IV Yapım Aşamasındadır.

İşlemcilerle ilgili bir yazı hazırladığımız zaman, başlangıç olarak genelde "İşlemci hızları, aldı başını gidiyor." şeklinde başlar. Bu sefer bu cümle ile başlamayalım ne dersiniz?

Yeni bir sistem olşutururken, sistem hızının sadece işlemci hızına bağlı olmadığını uzun zamandır vurguluyoruz. Tamam, işlemci hızı elbette ki önemlidir fakat, 1 GHz'lik bir işlemcili bir sisteme 64 Mb bellek ve 5400 devir dönen bir disk takmak tabii ki saçmalık. Bu sistemin karşısına dikeceğiniz, 7200 devir diske sahip 128 MB bellekli, 600 MHz'lik işlemciye sahip bir bilgisayar, o 64 MB bellekli 1 GHz'lik işlemciye sahip bilgisayardan kat kat daha hızlı çalışır.

Biliyorsunuz, son zamanlarda overclocking olayı ciddi seviyede arttı ve hemen hemen her kullanıcı, kendi sisteminde kullandığı "bazı" parçaları overclock ederek, daha fazla performans elde etmeye çalışıyor. Bu konuya yeni olanlar için "Overclock" kavramını kısaca özetlemek, sanırım, yerinde bir davranış olacaktır.

Overclock, "Bir parçayı sahip olduğu hızdan daha yüksek hızlarda çalışmaya zorlamak" şeklinde özetlenebilecek bir kavram. Örnek mi? Mesela, ben elimde bulunan 600 MHz'lik işlemcimi, birazcık kurcalayarak 650 MHz'de çalıştırdım. İşte bu overclock işlemi. Ekran Kartımın bellekleri 166 MHz'de çalışıyor. Ama ben bunları, birazcık ayar ile 200 MHz'de kullanıyorum. İşte bu overclock işlemi. Overclock lafı, İngilizce bir kelime olduğundan, birazcık bizlere ters geliyor. Ama "Overclock" lafına karşılık gelen doğru düzgün bir Türkçe kelime benim aklıma gelmiyor.

Overclocking, Ama Neden?

Yazının giriş bölümünde birazcık laf çıtlattık. Eğer sistem alt yapsı zaten güçlü ise neden overclock işlemine ihtiyaç duyalım? Ya da overclock işlemi ile ne kadar performans artışı elde edebileceğim? gibi bin bir türlü soru akla geliyor.

Öncelikle, kullanıcıları overclock işlemini, performans artışı elde etmek için yapıyorlar. Esas amaç bu. Ama etrafınıza dikkatlice baktığınıza bir kaç ilginç noktaya rastlayacaksınız. "Yaramaz" olarak nitelendirdiğimiz kullanıcı kesimini ilk başta hedef olarak alalım. Bu arkadaşların bir çoğu, işlemcilerini tam anlamıyla kullanmadığı halde overclock olayına girişiyorlar. Mesela, günlük olarak her sabah bilgisayarını açan, internete bağlanan, maillerini kontrol eden, haber okuyan birisi için overclocking işlemi gereksizdir. Zaten işlemcini tam gücüyle kullanmıyorsun. Ne gerek var şimdi overclock işlemine? Bu tür bir sistemde, diskin hızlı olması ve bellek miktarının yüksek olması tercih sebebidir. Şimdi, bu kullanıcının neden overclock işlemine giriştiğine bakalım. Mesela, bu arkadaş, 600 MHz'lik işlemcisini overclock ederek 800 MHz'de çalışıtırıyor.

Birincisi, bu adam 600 MHz'lik işlemciyi, 800 MHz'lik işlemciden 50$ ucuza almış olsun. İşlemcisini 800 MHz'e getirerek, 50$ ucuza 800 MHz'lik işlemci almış olmak istemesi. İkincisi ise, psikolojik bir şey. Arkadaşlarına, benim 600 MHz'lik işlemcim var yerine, 800 MHz'lik işlemcim var demek daha övünç verici bir şey olsa gerek? Daha yüksek hızlara ulaşmak isteği...

Şimdi, temas etmek istediğim konuya geçelim.

Zaten, işlemcinizi tam anlamıyla zorlayan birisi değilseniz, overclock işlemine hiç girişmeyin bile. Ama, sabah akşam oyun oynuyorum, animasyon ve resimlerle bol bol uğraşıyorum, DVD izliyorum, DivX gibi encoding işlemleri yaparak zaten bilgisayarın canını okuyan işlemler yapıyorum derseniz, overclock yapın. Overclock ile esas olan amaç nedir? Daha fazla performans artışı elde etmek. Eğer işlemcinizi sonuna kadar kullanmayan birisi değilseniz, overclock ile esas amaç olan performans artışını hissetmeyeceksiniz. Boşu boşuna riske gireceksiniz. Ama, bilgisayarı sabah akşam render işlemine bırakan birisiyseniz, render işleminin toplamda 10 dakika kısa sürmesi bile oldukça önemliyse, ki oldukça önemlidir, overclock olayına girişmeniz mantıklı.

Dolayısı ile, uzun lafın kısası, overclock işlemini, gerekiyorsa yapın. Burada bir önemli noktayı belirtmeden geçmeyelim. Performans artışı esas amaç ama %2-3'lük farkları hissetmek zor. Eğer overclock işlemi ile sonuçta elinize en az %5-10'luk performans artışı geçiyorsa, overclocking işlemi mantıklıdır.

Intel İşlemcilerde Overclock Olayı Tamam ama AMD İşlemcilerde Durum Ne Vaziyettedir?

Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde yayınladığımız "AMD Duron ile Intel Celeron Karşı Karşıya" adlı yazımızda, AMD'nin performans bakımından oldukça önde olduğunu vurgulamıştık. Yazımızjn sonlarına doğru, AMD'nin Overclock potansiyelinde de, rakibi olan Intel'i geçtiğinden bahsetmiştik. Ama nasıl? Anlatalım.

Biliyorsunuz, işlemciler hızını belirlerken iki parametre vardır. Bunlar:
- Sistem veriyolu hızı (FSB)
- İşlemci çarpanı

Bu iki değer, işlemcinin hızını belirliyor. Bu iki değerin çarpımı, bizze işlemcinin hızını veriyor. Örneğin:
İşlemcinin sistem veriyolu hızı 100 MHz olsun. Çarpanı ise 8 olsun: 100x8= 800 MHz. Bu işlemcinin hızı. Olayı anladınız sanırım.

Günümüzdeki işlemcilerin hepsinin çarpanı kilitli olarak geliyor. Yani P-III 800'ün çarpanı 8 ve bunu kesinlikle değiştiremiyorsunuz. Örneğin, 100 MHz'lik P-III 800 işlemciyi overclock etmek istediğinizde, yapacağınız tek yol var: Çarpan nasıl olsa kilitli, işlemci hızını arttırmak için FSB hızıyla oynamak gerekiyor. Normalde, çarpanı arttırmak, overclocking işlemi açısından daha sağlıklı. FSB hızını arttırdığınızda, bellek hızı, AGP hızı gibi kavramların hızı da değiştiğinden pür dikkat etmek gerekiyor. Yani işten tam anlamayan bir kullanıcı, böyle bir olayın içine girse, kafası allak bullak olacak.

Güncel AMD işlemcilerinin de çarpanı kilitli olarak geliyor. Ama AMD, bize bu konuda açık bir nokta bırakmış. İşlemci çarpanını, bir kaç ufak müdahele ile kırabilmemiz mümkün. Böylece işlemci çarpanı serbest kalıyor ve işlemcinin *izin* verdiği maksimum hıza kadar çıkabilmemiz daha kolay oluyor. Örneğin, Duron 600 MHZ işlemcisinin değerleri 6x100 iken, 800 MHz'de (8x100) hiç sorun olmadan çalıştırabilmeniz mümkün. Bunun ayrıntısına gireceğiz birazdan, ben sadece örnek vermek istedim.

Peki ya çarpanı kırmazsak? AMD işlemcileri bildiğiniz gibi EV6 sistem yolu sistemiyle çalışıyor. Yani, normalde 100 MHz olan FSB hızı, AMD işlemcileri tarafından 200 MHz olarak kullanılıyor. Bu olay, DDR belleklerden alışık olduğumuz, bir saat darbesinin hem yükselen hem de alçan taraflarından veri okunabilmesiyle mümkün oluyor. Böylece, 100 MHz olan hız, efektif olarak 200 MHz olarak kullanılıyor. Şimdi vurgulamak istediğimiz noktaya gelelim. Piyasada, - Türkiye için - şu anda AMD işlemcileri kullanabileceğiz çok az sayıda KT133 çipsetli anakartlar var. KT133 çipsetli anakartlar ile, işemcinizi overclock etmek istediğinizde 110 MHz FSB'den sonra stabilite sorunları başlıyor. VIA, yeni çıkardığı KT133A çipseti ile 140 MHz'e kadar sorunsuz çıkabiliyorsunuz ama bu çipseti taşıyan boardların henüz Tükiyeye gelmediğini ve gelmesinin de uzun zaman aldığını düşünürseniz, AMD işlemciler ile kullanabileceğimiz anakartlar KT133 çipsetli olmak zorunda. Ve, - esas temas etmek istediğimiz nokta - AMD işlemciniz var ise ve gerçekten işlemcinizi overclock etmek istiyorsanız, işlemci çarpan kilidini kırmanız gerkiyor. Aksi takdirde, overclock işleminin çok zor olacağını belirtmek gerekiyor. Mesela, normal 6x100=600 MHz'de çalışan AMD Duron işlemcimizin çarpanını kırmazsak, KT133 çipsetli anakartta alabileceğimiz maksimum değer yaklaşık 110x6= 660 MHz olur, ki uğraşmaya değmez.

Önemli NOT: AMD işlemcilerin çarpanı normalde kilitli olarak geldiğinden, ilk başlarda AMD işlemcilerin çarpanını değiştirebilen anakartlar üretilmemişti. Fakat, daha sonralardan anakart üreticileri, AMD işlemcilerin çarpanını değiştirebilme yeteneği olan anakartlarını üretti. Bu sayede, eğer sahip olduğunuz Soket-A yapıdaki AMD işlemcinizin çarpanını kırdığınızda, anakart üzerinden bu çarpanı değiştirebiliyorsunuz. Bu özelliğie sahip olmayan anakartlarda ise, işlemcinin çarpanını kırsanız bile işlemci normal hızında çalışmaya devam ediyor.

AMD İşlemcilerde Çarpanı Kırma İşlemi

Birazcıkta teorik bilgi verirsek sanırım iyi olacak. AMD işlemcilerde, işlemcinin çarpanının belirlenebilmesi için, iki farklı sinyal kullanılıyor. Bunlardan birincisi, 4 bit'lik sinyal olan FID, çarpanı anakart çipsetine; bir diğer 4 bit'lik sinyal olan BP_FID ile de işlemci çerkirdeğine çarpan bilgisi gönderiliyor. Dolayısı ile, bilgisayar açıldıktan sonra olacak olayları az çok kestirmek mümkün. Bilgisayar açıldığı anda, BIOS'a çarpan bilgilerini "FID" verirken, işlemci çekirdeğine de BP_FID veriyor. Dolayısı ile, eğer farklı farklı değerler iletilirse, senkronizasyon sorunu olacağından işlemci çalışmayacaktır.

Bir diğer önemli nokta ise, bu sinyallerin işlemci üzerinde bulunan bir kaç köprü ile kontrol ediliyor olması. Bu köprülerden bizim için lazım olan L1 köprüsü. L1 köprüsündeki ayaklıkları birleştirerek, çarpanın kırılmasını ve çarpanın anakart tarafından ayarlanabilir duruma gelmesini sağlıyoruz. Çarpan ayarına imkan tanımayan anakartlarda ise, işlemci bilgileri işlemci çekirdeğinden okunmaya devam ediyor. Peki, bu sinyalleri kontrol eden köprüler neden işlemci içerisine değil de, işlemci dışına konuldu? AMD, bu konuda bir açıklama getiriyor ve eğer bu ayaklıkları işlemci çekirdeği içine alırsak, maliyet çok yükseliyor diyor. Ne kadar doğru bilemeyiz elbette.

Soket-A yapıdaki AMD işlemciler ilk çıktıklarında, çarpan kilitsiz olarak geliyordu. Çarpan kilitsiz olarak gelen Soket-A yapıdaki AMD işlemcimizin üzerindeki L1 köprüsüne bakalım:

Şimdi ise, çarpanı kilitli olarak gelen Soket-A yapıdaki AMD işlemcimize bakalım:

L1 köprüsündeki atkılar, sanırım bir laser ile bir birine temas ettirilmesi engellenmiş. Dolayısı ile, kilidi açmak için bu ayakları tekrar birleştirmek yeterli olacak. Ama nasıl?

L1 Ayaklarını Nasıl Birleştiririm?

Bu işin meraklısı, zaten bizden önce yabancı test sitelerine gidip bu konuyla ilgili yazıları okumuşlardır ve nelerin gerektiğini az çok biliyorlardır. Biz bu ayaklıkları birleştirme metodlarını tartışalım.

Ayaklıkları birleştirmek için, 2-3 metod bulunuyor. Bunlar:

- Lehimleme
- İletken Kalem ile birleştirme
- Kurşun Kalem ile birleştirme

Lehimleme metodunu hemen es geçiyorum. Çünkü uygulaması oldukça zor, tehlikeli ve işlemcinizi garanti dışı bırakan bir olay.

Geriye iki yöntem kalıyor. Elektronikçi arkadaşlar bilirler, bir PCB üzerinde iletken yollarda kopukluk olursa, Conductive Pen (Gümüş tabanlı İletken Kalem) ile bu kopuklukları düzeltebiliyorlardı. Her ne kadar telaffuz etmesi kolay olsa da, ülkemizde çok zor bulabileceğiniz aletlerden. Bir kaç arkadaş, bu kalemlerden gördüğünü söylemişti ama ben halen Türkiye'den gümüş tabanlı iletken yol yapıcı kalem alan birisini görmedim.

Bizim üzerinde duracağımız metod, "Kurşun Kalem" metodu. Bu metodun üzerinde durmamızın sebebi, gereken malzemenin bulunabilmesinin oldukça kolay olması, hata olsa bile düzeltilebilir olması.

Kurşun Kalem Metodu için Gerekli Malzemeler

- 0.5 mm HB uca sahip kalem
- Çok yumuşak silgi (Dağılabilen dilgilerden olması lazım) (Hata olursa)
- Selebant

Kalem ile çizme işine başlamadan önce dikkat etmeniz gereken bir kaç şey var. Kurşun Kalem ile L1 ayaklarını çizerken, ayakların birbirine temas etmemesi gerekiyor:


Olması gereken bu.

Yukarıda, L1 köprülerini doğru şekilde nasıl birleştirilmesi gerektiğini, kendi çizdiğim resim ile gösterdim.

Aşağıda ise, yapılacak muhtemel bir hatanın resmini gösteriyorum:


Olmadı!

Evet, olmadı. Silgi, burada işimize yarıyor. Hata yapmam demeyin. Çünkü bu ayaklılar, görüldüğünden çok daha ufak. Kurşun kalem ile "karalama" işlemini yaparken pür dikkat etmek lazım. Aşağıda, "Kurşun Kalem Metoduyla" başarıyla karalanmış L1 köprüsünü görüyorsunuz.

Kurşun kalem nasıl oluyorda iletken oluyor derseniz, içinde grafit olduğunu söylersek sanırım itirazınız kalmaz.

Bu metodun en kötü tarafı, uzun ömürlü olmayışı. Çünkü,bildiğiniz gibi kurşun kalem ile karaladınız yerler kolayca silinebilir. Yaptığımız işlemin uzun ömürlü olması için, ufak ve ince bir selebant parçasını, L1 köprüsünü üzerine yapıştırın. İşlem bitmiştir.

Olay bu kadar. Eliniz kurşun kalem tutmayı biliyorsa, kilidi kırabilirsiniz demektir. Ama biraz dikkatli olmak lazım.

Overclocking Analizleri

Tabii, çarpan kırmayı anlatarak sizleri yarı yolda bırakmak olmaz. Kendi kullandığım Duron 600 ile yaşadığım overclock deneyimlerini, çıktığım maksimum stabil hızları, overclock ile elde ettiğim performans kazancını ve dikkat edilmesi gerek hususları size aktarmaya çalışayım.

Test Sistemi

- Abit KT7A-RAID (BIOS Ver.: WW)
- Duron 600 (AKBA0032XPBW)
- 128 MB Kingston PC133 SDRAM
- Quantum FireBall AS - 20 GB, 7200 rpm
- Leadtek Geforce2MX
- Samsung 8X DVD (SD-608)
- Elan Vital Bakır Alaşımlı Fan


- Windows2000 SP1
- DirectX 8.0
- Detonator 6.18
- VIA AGP 4.04 AGP Sürücüsü
- Quake 3 Arena
- Winbench 99 Ver. 1.0
- Winstone 99 Ver. 1.3

Kendime Duron 600 işlemci aldıktan sonra, bir arkadaşa da Duron 600 işlemci aldık. Benim işlemci biraz voltaj iteklemesi ile 1 GHz'de sorunsuz çalışırken, arkadaşa aldığımız işlemci ile şu anda 850 MHz'in (8.5x100) üzerine çıkamıyoruz. Fakat ben bu hıza, işlemciyi ilk aldığım gün çıkmadım.

İşlemciyi ilk aldığımda, 900 MHz'de bile stabilite sorunları oluyordu. Ben de bu işlemciyi yaklaşık 1 ay boyunca normal kendi hızında çalıştırdım. Daha sonraki denemelerimde, artık 950 MHz'de bile boot etmeyen işlemci, 1 GHz'de sorunsuz çalışıyordu. İşlemciyi kullandıkça açtık mı ne?

Bu konuda başka bir örnek vereyim. Yine bir arkadaşta, Celeron 500 + Asus P3V4X'den oluşan bir sistem var. Sistemi arkadaşa ilk aldığımız ay, FSB hızını 75 MHz'e bile çıkartamıyoruduk. BIOS ekranında kilitleniyordu sistem. Sistemde hiç bir parça değişikliği yapmadan, bu sistem 1 ay süreyle normal hızına kullanıldı. Sonra bir kaç deneme yapalım dediğimizde, işlemci artık 83 MHz'de çok stabil çalışmaya başladı.

Demek istediğim, biraz saçma gelebilir ama, aldığınız işlemci hemen ilk başta tam potansiyeliyle overclock olmayabilir. 1-2 hafta işlemciyi biraz kullandıktan sonra tekrar deneme yapmakta fayda var diye düşünüyorum.

Her neyse, esas konumuza geçelim: Duron ile Overclock işlemleri. Şunu belirtmeliyim ki, alacağınız Duron 600 işlemci ( eğer bulabilirseniz ), 850 MHz'e kadar sorunsuz. Ondan sonrası, işlemcinin overclock potansiyeline bağlı. Unutmayın, her işlemcinin overclock potansiyeli aynı değil. Yani, ben 32. hafta üretimi olan Duron 600 işlemciyi 1 GHz'de sorunsuz çalıştırabiliyorum ama, her 32. hafta üretimi olan Duron 600 işlemciler veya her Duron 600 işlemci, 1 GHz'de çalışacak diye bir kaide yok. Şans, şans, şans.. Tabii ben konuda biraz şanslıyım. İlk başta, sahip olduğum Celeron 300A işlemcim, 512 MHz 'de (112x4.5); Celeron 366 işlemcim 550 MHz'de (100x5.5) çok uzun süreler sorunsuz çalışmıştı. Daha sonra AMD'ye geçtim işte.

Peki, bu saatten sonra Duron 600 işlemci bulabilecek miyiz? Hayır. Çok zor. Biliyorsunuz, sizlere daha önce AMD'nin Türkiyede ki durumundan bahsettim. Duron 700, Duron 750, Duron 800 işlemcilerini ise bulmanız mümkün. Bu işlemcileri nereden alacağınızı bilmiyorsanız, bana mail atın. Size yardımcı olmaya çalışırım. Peki, bu alacağımız 700 - 750 - 800 MHz hızındaki Duron işlemciler tahmini overclock potansiyelleri ne olur? Bir tablo ile bunu gösterelim:

Sorunsuz olarak çıkabileceğiniz tahmini MHz aralığı
Duron 600
800-1000 MHz
Duron 700
850-1000 MHz
Duron 750
850-1000 MHz
Duron 800
950-1100 MHz

Unutmayın, bunlar tahmini değerler. Yukarıda belirttiğimiz en düşük değerlere zaten çıkarsınız, o sorun olmayacaktır. Fakat belirttiğimiz aralıklarda çalışma şansı, işlemcinin hangi haftada üretildiğine, çıktığı fabrikaya bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

Overclock Yaparken Dikkat Edilmesi Gerek Noktalar

Overclock olayına biraz yatkın olanlar, overclock işleminin adım adım yapılması gerektiğini bilir. Overclock işleminde, sadece hızı arttırmak yeterli değil. Hız arttıkça, işlemci daha fazla gerilime ihtiyaç duyacağında, işlemci voltajını arttırmak gerekiyor. Aynı şekilde, anakartın giriş/çıkış voltajını da buna bağlı olarak arttırmak gerekiyor. Mesela, Duron 600 işlemcimi, 750 MHz'e kadar voltaj arttırımı gerektirmeden çıkartabiliyorum. 850 MHz'de ise, normalde 1,6V olan işlemci voltajını, 1,75V'a çekerek stabiliteyi sağlıyorum. Aksi takdirde kilitlenmeler, stabilite bozuklukları baş gösteriyor. Ve yine örnek verecek olursam, Duron 600 işlemcimi, 1 GHz'e yükselttiğimde, stabiliteyi sağlamak için işlemci voltajını 1,85V, I/O Voltaj'ını da 3,4'dan 3,6V'a çıkarmam gerekti.

Overclock yapmadan önce belirlemeniz gereken şeyler şunlar:

- Çarpanını kırdığım işlemcinin çarpanını BIOs'dan mı yoksa anakart üzerinde ki Dip_Switchiler mi ayarlanıyor?
- İşlemci voltajı nereden ayarlanıyor?

Bunları belirledikten sonra işimize koyulabiliriz. Ben de Soket-A yapıda iki tane anakart bulunuyor: FIC AZ11E ve Abit KT7A-RAID.

Her iki anakartta, işlemcinin çarpanını kırdığınız takdirde, işlemci çarpanını ve voltaını değiştirmenize olanak tanıyor. FIC AZ11E, bu işlemleri anakart üzerinde bulunan Dip_Switch'ler ile bu işi yaparken, Abit KT7A-RAID ile bu işlemlerin hepsini BIOS'dan yapıyoruz.

Evet, herşey step-by-step. Mesela, Dip_Switch'ler ile yapacaksak, elimize anakart kitapçığını alarak, voltaja hiç elleşmeden, çarpanı değiştiriyorsunuz. Hemen en yüksek değerlere çıkmayın. İşlemcinin sahip olduğu overclock potansiyelini bilmiyoruz çünkü.

Mesela, Duron 600 'ün normalde 6 olan çarpanını ilk olarak 7.5'e getirerek deneme yapın. Dediğim gibi, ilk başta voltaja elleşmeyin. Baktınız sistem 1-2 saat yoğun kullanımdan sonra stabil, bir üst seviyeye geçin. Çarpanı bu sefer 8x yapın. Baktınız sistem voltaj arttırmasız yine oldukça stabil, bir üst seviyeye geçiyoruz. 8.5X çarpanına geçtik. Sistem açıldı. Windows'a girdi. Fakat, oyunlarda kilitlenme oldu. Bu, biraz voltaj iteklemesinin gerektiğinin göstergesi.

Voltaj iteklemesi gerektiği takdirde, işlemci voltajını hemen en üst seviyeye çıkartmayın. Bunu da adım adım yapacaksınız. Dedik ya, 850 MHz'de voltaj iteklemesine ihtiyacınız oldu, normalde 1.6V olan voltajı 1.7V'a çıkarın. Baktınız sistem stabil oldu, bu seviyede kalsın. Ama yine sorun varsa, bu sefer 1.75V yapın. Stabil olduysa, okeydir.

Sanırım mantaliteyi anladınız. Adım adım yapılmalı herşey. Bu sayede çıkabileceğiniz maksimum hızı en sağlıklı bir şekilde tespit edebilmek mümkün.

İşin En Önemli Kısmı: İşlemci Soğutması

Olayın en can alıcı noktasına geldik. Sadece overclock yapıyoruz diye, iyi bir soğutma edinmemiz gerekmiyor. AMD işlemciler, sahip oldukları transistor sayısından dolayı, rakibi olan Intel işlemcilerden çok daha fazla ısınıyorlar. Örneğin, Duron 600 işlemcisinin ısınma oranı, Intel P-III 733 ile aynı seviyede.

Overclock edenlere bir sonraki paragrafta sesleneceğiz ama şimdi efendi kullanıcılara biraz nasihat verelim. AMD tabanlı bir sistem alacaksanız eğer, kesinlikle işlemci soğutucusuna fazladan 10-15$ vermek gerekiyor. Piyasada bulunan 2-3$'lık fanlar ile AMD işlemcileri soğutmanın mümkün OLMADIĞINI bilmelisiniz.

Overclock yapacak arkadaşlara gelelim. Yukarıda söylediklerimizi sizler için de geçerli. Overclock sever arkadaşların, AMD işlemcileri için seçmesi gereken fanlarda dikkat etmesi gereken nokta, o fan'ın yapıldığı iletken maddenin cinsi ve fanın dönüş hızı. Her maddenin ısı emme miktarı aynı değildir. Piyasada bulabileceğiniz bir çok fan Aliminyum alaşımlı. Fakat, AMD için önerilen fanlar bakır alaşımlı olmalı. Bu şekilde, işlemci çekirdeğindeki ısı tam anlamıyla emilebilecek ve sıcaklık tam anlamıyla absorbe edilebilecektir.

Ülkemizde bakır alaşımlı fan olarak, Çizgi Elektronik'in getirdiği Elan Vital fanlar bulunmakta. Bunun haricinde ülkemizde, AMD işlemciler için önerilen fanların azlığını bir yana bırakırsak, Cooler Master'ın AMD Duron-ThunderBird fanları dikkat çekici. CoolerMAster'ın Türkiyede bulabileceğiniz 6H51 modeli, oldukça etkili bir fan. Tavsiye edebilirim. Ama Elan Vital fan'lar, Bakır alaşımlı olmasının verdiği avantaj ile, daha etkili bir soğutma sağlıyor. Bu saydığım fan modellerinin üzerinde yaklaşık 5000-5500 devir dönen fanlar bulunuyor. Bu da önemli.


Elan Vital Bakır Alaşımlı Fan'ın üstten görünüşü

Elan Vital Bakır Alaşımlı Fan'ın yandan görünüşü

AMD işlemcileriniz için güzel fanları, http://www.mavibilgisayar.com/ adresinden bulabilirsiniz. MaviBilgisayar'dan, son zamanlarda oldukça ünlü olan ORB türü fanlardan da bulabilmeniz mümkün. Bu fanın incelemesini yakında siteye koymayı düşünüyoruz.


Chrome ORB

Demek istediğim, overclock işine girişmeden önce, mantıklı bir soğutucu almanız gerekiyor. Ben kendi sistemimde, Çizgi Elektronik tarafından sağlanan Elan Vital Bakır Alaşımlı fan'ıkullanıyorum ve size şiddetle tavsiye ederim.

Olay, iyi bir soğutucu edinmekle de bitmiyor. Aldığımız ısı emici+ fan ikilisinin iyi bir soğutma sağlayabilmesi için, çekirdek üzerindeki ısı tam oalrak emilmeli. Fakat, ısı emicilerin alt yüzeyi, çekirdek üzerine tam temas ediyor gibi gözüksede, arada kala boşluklar sayesinde etkin bir soğutma sağlanmıyor. "Isı İletici pasta", "Thermal Gres" diye ifade ettiğimiz bazı katısıvı kıvamındaki pastalar, ısnın tam emilmesinden yardımcı oluyor. Elektronikçilerde bu dediğim maddeyi bulmanız zor olmaz. Ama bu maddenin hangi maddeden yapıldığı önemli. Bizim işimize yarayan iki madde bulunuyor. Silikon ve Gümüş. Gümüş daha iyi iletkendir. Silikon tabanlı olursa da olur.


Isı iletici Pastayı, işlemci çekirdeği boyutunda ve
ince bir tabaka halinde sürmek gerekir.

Soğutma sorununu da hallettik. Şimdi sıra testlerde!

Performans Sonuçları

AMD Duron 600 MHz işlemcimizi, ilk başta normal hızında test ettik. Daha sonra işlemcimizi 800, 850, 900, 950, 980, 1000 MHz gibi değişik hızlara overclock ederek, darklı test programları ile performanslarını ölçtük.

Sizlere daha önce, KT133 çipsetli anakartlar ile çıkılabilecek maksimum stabil FSB hızının 110 MHz olduğundan bahsetmiştim. Benim elimde, KT133 çipsetini geliştirilmiş versiyonu olan KT133A çipsetli anakart olduğu için, FSB hızını 140 MHz'e kadar sorunsuz arttırabildim. Gerekli yorumları zaten performans sonuçlarının arasında yaptığımdan, bu bölümü uzatmak gereksiz.

Winbench99 benchmark programı içinde entegre olarak gelen bir modül olan CPU Mark testi ile, tam sayı performansı ile veri transfer hızını ölçüyor. Bu test, işlemci FSB hızına genelde daha çok bağlı olduğu için, 7,5x133 çarpanları ile çalışan 1 GHz'lik işlemcimizin CPU Mark 99 puanı, 10x100 çarpanı ile çalışan 1 GHz'lik işlemcimizden daha fazla.

Bu testimiz ile, işlemcilerin matematiksel hesaplamalarının performanslarını ölçüyoruz. FSB hızı önemli değil gördüğünüz üzere. Önemli olan işlemcinin kaç MHz'de çalışıyor olması.

Şimdi ise gerçek hayatta nasıl bir performans artışı elde ettiğimize bakalım:

Business Winstone 99 ile, işlemcilerimizi overclock ettiğimizde, günlük hayatta kullandığımız yazılımlar ile performansı ölçüyor. İşlemcini kaç MHz'de çalıştığının yanı sıra FSB hızı, belleklerin çalışma hızı performansa etki eden önemli faktörlerden. Zaten bu da açık olarak gözüküyor.

Şimdi ise oyun performansımıza bakıyoruz. Quake3 Arena ile yaptığımız testleri 640x480x16 çözünürlükte yaptık. Bu şekilde ekran kartının performansta bir darboğaz yaratmasını engelleyerek, işlemcilerin tam performanslarını ortaya koymasını sağladık.

Bellek performansı yani dolaylı yoldan FSB hızı, performansı etkileyen en önemli faktörler. Örneğin, 133 MHz (266 MHz DDR) FSB ile çalışan Duron 800 MHz işlemcimiz, 100 MHz FSB ile çalışan Duron 950 işlemcimizin performansına yakın bir performans suunuyor. Fakat, şu anda Türkiyede sadece KT133 çipsetli anakart bulabileceğimizden, bizim denediğimiz 110 MHz FSB yüksek hızlardaki denemelere pek kulak asmayın.

Performans Artış Oranları

Evet, işlemcimizi 1 GHz'e kadar çıkartabildik. Ama elde ettiğimiz performas artışı ne düzeyde oldu? Şimdi bu oranlara bir bakalım.

CPU Mark 99
FPU Mark
Winstone 99
Q3 Arena
Duron 600 --> 800 (100x8)
%27
%33
%9
%12
Duron 600 --> 800 (133x6)
%32
%33
%11
%21
Duron 600 --> 850 (100x8,5)
%34
%41
%9
%13
Duron 600 --> 900 (100x9)
%34
%50
%11
%18
Duron 600 --> 950 (100x9,5)
%45
%58
%14
%23
Duron 600 --> 980 (140x7)
%56
%63
%20
%34
Duron 600 --> 1000 (133x7,5)
%55
%66
%18
%28
Duron 600 --> 1000 (100x10)
%49
%66
%16
%24

Yukarıdaki tabloda, performans artış oranlarını görüyorsunuz. Performans olarak baktığımızda, 980 MHz (140x7) seçeneğinin en mantıklı olduğunu anlamak zor değil. Fakat, her bellek 140 MHz FSB hızını kaldırmaz ve KT133 çipsetli anakartlar ile 140 MHz'e çıkmaz hayal ürünü olacağından, bu seçeneği çoğu kullancı es geçebilir. Ama KT133A çipsetli anakart bulurum derseniz, ayrı mesele.

Son Söz

Farkındayım, oldukça uzun bir yazı oldu. Fakat, bu konu hakkkında Türkçe birkaynak olmadığından böyle bir işe soyunmak gerekiyordu.

Hemen hemen her yazının sonunda söylüyorum. Bu yazı aslında çok daha önceleri hazırlanabilirdi. Fakat, bizim sevgili distributorlerin zamanında ürün göndermemesi; daha doğrusu ürün inceleme için ürün göndermekten çekinmeleri, bizleri zora sokuyor ve sizlere bir şey sunamıyoruz. Her neyse, belki zamanı geldiğinde sizlere artık bu konulardan dolayı şikayette bulunmayız. Ama, bu zamanın gelmesine inanın daha çok var.

AMD Duron ve ThunderBird işlemcileri ile Overclock konusu en çok merak edilen konular arasındaydı. Duron, ucuz fiyatı ve mükemmel performansıyla, AMD işlemci alacakların gönlünü çeldi. Duron işlemcisinin overclock işlemine, abisi olan ThunderBird'den daha yatkın olması, bizi böyle bir yazının hazırlığına itti ve sonuçta Duron 600 ile yaşadığımız Overclock deneyimlerini sizlere anlatan bir yazı hazırladık.

CD-ROM ve CD-Writer - webmstr.net seo yarışması

CD-ROM ve CD-Writer

CD-ROM ve CD-Writer’ın görevini açıklama

CD-ROM’lar disk ve disketler gibi veri depolamak için kullanılan birimlerdir. Veri kaydetme prensibi manyetik ortamlarda olduğu gibi mıknatıslanma esasına dayanmaz. Optik mantıkla veriler kaydedilirler. CD-ROM’ların çalışma prensibi bir metal veya plastik disk üzerine LASER ışını ile oyuklar açmaktır. Bilindiği üzere verilerimiz bilgisayarda 0 ve 1 şeklinde işlenir ve depolanır. Burada sıfır ve biri temsil edenler ise oyuklar ve tümseklerdir. Bu şekilde oyuklar ve tümsekler oluşturulduktan sıra bunların okunmasına gelmiştir. CD-ROM sürücüler bu okuma işlemini gerçekleştirirler. CD-ROM sürücünün okuma/yazma kafası yoktur. Bunun yerine laser ışınını veri üzerine gönderen ve yansımaları sınıflandırarak elektrik sinyallerine çeviren bir eleman vardır. CD-ROM’lar çok büyük veri saklama kapasitelerine sahiptirler. Bir CD-ROM yaklaşık 650MB’lık bilgi saklayabilir. Bnun yanında CD-ROM güvenilir veri saklama birimleridir. Bilgiler fiziksel oyuklar ile oluşturulduğu için CD-ROM üzerine herhangi bir çizik gibi fiziksel hasarlar yapılmadığı sürece bilgiler uzun süre saklanabilir. Bununla birlikte CD-ROM’lara bilgiler yalnızca bir defa yazılabilir. Birden fazla kez yazılabilen CD-ROM’lar da vardır. Bunlara Rewritable CD-ROM denir. Bu ortamlar yaklaşık 1000 kez kullanılabilirler.

CDROM’ların okuma hızları 8X, 10X, 36X, 48X gibi sayılarla ifade edilirler. Peki bunlar ne anlama gelirler. Bir CD-ROM sürücünün 8X hızında olması demek saniyede 8*150KB’lık veri okuyabilmesi demektir. Bu da yaklaşık sanide 1,2 MB’lık veri transferi sağlar.

CD Writer’lar kaydedilebilir CD-ROM’lar üzerine bilgi kaydetmek için kullanılırlar. Gene CD-ROM sürücülerde olduğu gibi bir lazer tabancası vardır. CD Writer’lar CD-ROM’un üzerine oyukları oluşturmak için daha fazla bir enerji uygularlar. CD Writer’lar aynı zamanda CD-ROM’dan bilgi okumak için de kullanılır. Bu sefer de bilgiyi okurken daha az enerji uygularlar. CD-Writer’ların hızlarını temsil etmek için üç tane hız göstergesi kullanılır. Örneğin 8X 4X 24X yazan bir CD Writer’ın yazma hızı 8X (8*150KB) yeniden yazılabilir CD-ROM’lara yazma hızı 4X (4*150KB) okuma hızı ise 24X (24*150 KB)’dır. Cd writerların belirli bir yazma ömrü vardır. Yazmak için kullandığı yüksek laser ışınından dolayı CD writer zarar görür. Bu CD writer’ın kalitesine göre 5000 CD-ROM’a kadar çıkabilir.

Ethernet Kartı - webmstr.net seo yarışması

Ethernet Kartı

Ethernet kartı

Ethernet kartı; gerçek anlamda isimi ağ ara birim kartıdır. (Network Interface Card – NIC) bilgisayarın bir bilgisayar ağına bağlanabilmesi için bilgisayara takılan bir karttır. Yerel bir ağdaki (Local Area Network – LAN) kişisel bilgisayarlar ve iş istasyonları Ethernet ya da Token Ring gibi LAN veri transfer teknolojileri için dizayn edilmiş bir ağ arabirimi içerir. Ağ arabirim kartları bir ağa atanmış full-time bağlantı sağlarlar. Çoğu PC ve taşınabilir bilgisayar Internet’e bağlanmak için çevirmeli bağlantı kıullanırlar. Modem Internet servis sağlayıcısına bağlantı sağlayan bir arabirimdir. Bir ağ arabirim kartı bilgisayardaki bir genişleme yuvasına takılarak bilgisayarın bir ağa bağlanmasını sağlayabilir. Çoğu ağ arabirim kartları özel bir tip ağ protokol ve ortam için dizayn edilmiştir.

Malum bilgisayar kullananlarımızın yabancı olmadığı ethernet hakkında ne kadar bilgimiz mevcut bu konuda yaptığım bir araştırma neticesinde ethernetini ne olduğunu ve nasıl çalıştığı hakkında bir yazı buldum, işte aşağıda :)

Ethernet İle İlgili Temel Bilgiler

İlk başta yerel ağ(LAN) kavramı yoktu. Eğer iki bilgisayar arasında veri aktarımı yapmak isterseniz tek yol, dosyayı diskete kopyalayıp diğer makinaya gidip yüklemekti. Şahsen gördüğüm bir örnek şu şekildeydi: Bir ofiste aynı DBase programını kullanan üç bilgisayar vardı ancak aralarında ağ kurulu değildi. Bilgisayarların birinden müşteri girişi, diğerinden ödemeler ve diğerinde de stok işlemleri yapılıyordu. Akşam olunca her üç makinadanda disketle o bilgisayarda üzerinde işlem yapılan dosyalar alınıyor ve diğer iki makinaya aktarılıyordu. Böylece her makina en azından bir önceki günün tüm bilgilerini kullanabiliyordu. Tabii arada bir disketler karışınca tüm veri yapısı bozulup, sonra 1-2 ay gece gündüz demeden en baştan veri girişi yapılması gerekebiliyordu :)

Kişisel bilgisayarların 80'li yılların başlarından itibaren yaygınlaşması ile bilgisayarlar arasında hızlı ve güvenli veri aktarımına olan ihtiyaç arttı. Çözüm ise Ethernet'ti.

Günümüzde bir çok LAN teknolojisinden söz edise de, Ethernet açık ara farkla en yaygın LAN teknolojisidir. Ethernet ilk ortaya çıkışından itibaren teknolojisi ve üretim haklarıyla herkese açıktır. Kullandığı teknolojinin üretimi kolaydır ve ucuza mal edilebilir. Aynı zamanda güvenilir olduğu ve kullanıcıların ihtiyaçlarını karşıladığı için en yaygın yerel ağ teknolojisi haline gelmiştir. En yaygın teknoloji olması ethernetin üreticiler için büyük bir pazar haline gelmesine ve sürekli geliştirilmesine yol açmaktadır.

Ethernetin tarihi

Ethernet Xerox firmasının Palo Alto araştırma merkezinde 1970'li yıllarda Dr. Robert M. Metcalfe tarafından geliştirildi. Metcalfe "geleceğin ofisi" projesi üzerinde çalışıyordu ve elinin altında dünyanın ilk workstation bilgisayarlarından biri olan Xerox Alto bilgisayarlar bulunuyordu.

1972 yılının sonlarında, Metcalfe ve Xerox'ta çalışan iş arkadaşları Xerox Alto'ları birbirine bağlamak için deneysel olarak Ethernet'i geliştirdiler. Böylece Alto bilgisayarlar diğer sunucular ve lazer yazılıcılar birbiriyle haberleşebiliyordu. İlk Ethernetin çalışma hızı Alto'larla uyumlu olması için Alto'nun çalışma hızı ile aynı tutulmuş ve sonuçta ağ 2.94 Mega Bit/Saniye hızında çalışmıştır. İlk ethernet tek parça bir koaksiyel kablo kullanıyordu.

Metcalfe önce Alto Aloha Network olan sistemin ismini 1973 yılında "Ethernet" olarak değiştirdi. Böylece sistemin sadece Alto bilgisayarlarda değil tüm bilgisayarlarda çalışabileceğini vurgulamak istiyordu. Ethernet kelimesi bir zamanlar tüm uzayı doldurduğuna ve elektromanyetik sinyallerin aktarımını sağladığına inanılan "ether" den geliyordu. Metcalfe'nin sisteminde de veri bitleri tüm sistemlere ulaştığı için sonuçta "Ethernet" doğmuş oldu.

1979 yılına kadar sadece Xerox içinde kullanılan Ethernet'in resmi duyurusu 1980 yılında yapıldı. Xerox, DEC(Digital Equipment Corporation) ve Intel firmaları ile beraber, sonradan "DIX Standart" olarak anılan ethernet standardını yayınladı. DIX standardı koaksiyel kablo üzerinden 10 MBs hızında çalışan etherneti tanımlamıştır. Böylece ethernet, firma içi deneysel bir çalışmadan herkese açık gerçek bir ürün haline gelmiş oldu.

Ethernet veya IEEE 802.3 ?

DIX standardından sonra Ethernet, Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE)'in 802 kodlu komisyonu tarafından geliştirilmeye devam etti. IEEE 1985 yılında "IEEE 802.3 Carrier Sense Multiple Access with Collision Detection (CSMA/CD) Access Method and Physical Layer Specifications" şeklinde bir isimle yeni ethernet standardını yayınladı. İzleyen dönemde IEEE standardı International Organization for Standardization (ISO) tarafından yürütülmeye devam etti. ISO günümüzde bilgisayar ağları ile ilgili tüm standarları yürüten kuruluştur.

1985 yılından itibaren üretilen tüm ürünler IEEE 802.3 standardına göre üretilmektedir. Aslında bu ürünleri "IEEE 802.3 CSMA/CD" standardını kullanan ürünler olarak tanımlamak daha doğrudur. Ama dünya çapında hala genel olarak "Ethernet" kelimesi tüm bu ürünler ve dahil oldukları teknolojiyi tanımlamak için kullanılmaktadır.

Ethernet tek bir ağ teknolojisi olmaktan çok, aynı bus topolojisini, frame yapısını ve network access(ağ erişimi) metodunu kullanan ağ teknolojileri ailesini tanımlar.

Ethernetin çalışma şekli

Etherneti geliştiren ekip üç ana problemi çözmek zorundaydılar:

Kablo üzerinden veri nasıl gönderilecek
Gönderen ve alıcı bilgisayarlar nasıl tespit edilecek
Belli bir anda kabloyu kimin kullanılacağına nasıl karar verilecek
Verinin aktarımı: Paketler (Frames)

Tüm bilgisayar ağları ağ üzerinden aktarılacak veriyi sabit boyutta küçük paketler halinde iletirler. Bu yöntemin iki önemli faydası vardır. Birincisi büyük bir dosya transferi yapan bir bilgisayar ağın tamamını uzun bir süre meşgul durumda tutmamış olur. Bir sistem veriyi paketler halinde yollarken, her paketi göndermeden önce kablonun kullanımda olup olmadığını kontrol ettikten sonra paketi yollar. Paket karşıya ulaştığında, kablo tekrar ağdaki tüm makinalar için boş duruma gelmiş olur. Az önceki makina ikinci paketi yollamadan önce tekrar kabloyu kontrol etmek zorundadır. Bu arada diğer bir sistem kendi paketini yollayabilir. Paketler küçük yapıda olduğu için saniyelerler içinde yüzlercesi değişik bilgisayarlar tarafından yollanıp-alınabilir. Bilgisayarları kullanan insan için durum, ağda sanki herkes aynı anda veri alışverişi yapıyormuş gibidir. Veri paketler halinde gönderilmeseydi, bir kullanıcı 50 MB bir dosyayı başka bir bilgisayara yollarken belki 3-5 dakika boyunca diğer hiçbir sistem ağı kullanamayacaktı.

Paketli yapının ikinci faydası ise şudur: 50 MB'lık dosyanın bir biti bile aktarım esnasında bozulursa, bu tüm dosyanın en baştan tekrar gönderilmesi anlamına gelir. Oysa veri paketlere bölünüp yollandığında, sadece bozuk giden paketin tekrar yollanması kafidir.

Ethernet veri paketinin yapısı sabittir. Her paket şu dört bilgiyi içerir:

Alıcının MAC adresi
Gönderenin MAC adresi
Gönderilecek veri'nin kendisi
CRC kodu


MAC adresi

Ethernet ağına dahil her cihaz ya da ethernet arayüzüne sahip her cihaz "node" olarak adlandırılır. Bilgisayarlara ethernet kartı takınca bir node haline gelirler, ancak ethernet girişi olan başka cihazlar da olabildiği için(router'lar mesela) genel kavram node'dur.

Ethernet ağında sistemler birbirinden sahip oldukları MAC adresi ile ayırdedilirler. Her node veya basitçe her ethernet kartı dünyada eşi olmayan bir adrese sahiptir. Bu adres 48 bitlik bir sayıdır. Örneğin bu yazının yazıldığı bilgisayara takılı ağ kartının MAC adresi şöyle:

100100000110101001010010100011001101100000011

İlgi çekici değilmi? İkili sistemdeki bu sayıyı söylemek ve yazmak zor olduğu için bu sayı 16'lı sayı sisteminde yazılır:

12 0D 4A 51 9B 03

Benim kartımın üreticisi Cnet isimli firma. Bu firma, ağ kartı üretmeye karar verince önce gidip IEEE'ye başvurmuş ve IEEE buna 24 bitlik bir üretici kodu vermiş. Bu kod Organizationally Unique Identifier(OIU) olarak adlandırılıyor ve her üreticiye farklı bir kod veriliyor. Daha sonra Cnet ürettiği her ağ kartı için ilk 24 biti kendi OIU numarası, geri kalan 24 biti ise kartın seri numarası(Device ID-başka bir karta daha verilmeyecek) olmak üzere MAC adresi belirleyip, ağ kartının üzerinde programlanabilir bir çipe bu numarayı yazar. Böylece bu kartın dünyada eşi olmayan bir MAC adresi olur.

Bunun sayesinde sizin almış olduğunuz her ağ kartı üreticisi, üretim tarihi, markası-modeli ne olursa olsun farklı bir MAC adresine sahip olacaktır. Ethernet sisteminde node'ları birbirinden ayırmak için bu MAC adresleri kullanılır.
MAC adreslerinin kullanımı

MAC adresleri sayesinde sistemler ağ üzerinden kendilerine ulaşan veri paketinin kendilerine gelip gelmediğini anlarlar. Ethernet ağında, bir bilgisayar bir veri paketi yolladığında, bu paket ağdaki tüm sistemlere ulaşır. Her makina paketin ilk bölümü olan alıcı MAC adresini okur ve kendi MAC adresiyle kontrol eder. Eğer gelen paket kendine aitse işler, değilse göz ardı eder.

http://www.turkcenet.org/yerel_res/5_3.gif

Ethernet'in bu özelliği ciddi bir güvenlik açığına yol açabilir. Packet Sniffer olarak adlandırılan programlar, bilgisayara gelen veri paketlerini MAC adresi ne olursa olsun alıp kullanmaya izin verirler. Bu tip programlar iyi niyetle kullanıldığında problemlerin çözümüne yarayabileceği gibi, yerel ağınızda meraklı bir kullanıcının sizin aslında başka bir makinaya göndermekte olduğunuz her dosyayı izlemesine neden olabilir.

Multicast ve Broadcast Adresleri

Bir grup sistemin aynı veriyi alması isteniyorsa, bu gruba dahil olması istenen sistemlerde ethernet arayüzü (bilgisayardaki ağ kartı mesela) belli bir multicast adresine yollanmış veriyi kendi MAC'ine gelen bir veriyi alır gibi alması için ayarlanabilir. Yani multicast adresler belli bir grup cihazın aynı veriyi almasını sağlar.

Broadcast adresi ise 48 biti de 1 olan özel bir adrestir. Bu adrese yollanmış bir veri paketini alan her ağ kartı bu paketi kabul eder ve işleme koyar. Bazen tüm bilgisayarlara gitmesi gereken bir mesaj göndermek gerekebilir. Bu durumda mesajı içeren veri paketleri broadcast adresine yollanır böylece ağa dahil tüm cihazlar bu mesajı alır.

CRC hata denetimi

Cyclic Redundancy Check veri paketlerinin elektrik sinyali olarak kablodan geçerken bozulmaları durumunda bu bozulmanın yani veri paketinin karşıya yolda değişmiş olarak ulaştığının tespitine yarar.

Gönderen taraf, veri paketine konacak veriyi matematiksel bir işlemden geçirir. İşlemin sonucu CRC kodudur. Veri ve CRC kodu karşı tarafa yollanır. Alıcı paketi açar, veriyi okur, aynı matematiksel işlem veriye uygulanır. Sonuç eğer veri yolda bozulmadan, yani bir bit'i bile değişmeden gelmişse, CRC kodu ile aynı olmaldır. Aksi halde alıcı gönderen makinaya ilgili paketi tekrar yollamasını söyler.

Bu noktaya kadar en başta karşımıza çıkan iki problemi yani verinin nasıl gönderileceğini(paketler halinde) ve ağa dahil sistemlerin nasıl birbirinden nasıl ayırdedileceğini(MAC adresi ile) çözdük. Sıra geldi kimin veri paketini yollamak için kabloyu nasıl kullanacağının belirlenmesine.

Kabloyu kim kullanacak (CSMA/CD)
İlkokul öğretmenim her zaman söz size gelmeden konuşmayın derdi. Ama söz bize nasıl gelir, yoksa biz mi söze gideriz o ayrı bir konu. Bir arkadaş grubunda sohbet ederken benim taktiğim ise her zaman şöyledir. Söz almadan önce konuşanın konuşmasını bitirmesini beklerim, ancak kimse konuşmuyorsa sözümü söylerim(Carrier Sense). Ancak benim gibi iyi aile terbiyesi almış bir arkadaşım da aynı benim taktikle sözü alabilir, kimsenin ağzını kapatamayız değil mi canım?(Multiple Access). Bazen işte böyle ikimizde fırsattan istifade iki laf da ben edeyim diye aynı anda söze başlarsak ne olur, gürültü olur tabii, ben böyle durumlarda hemen çenemi kaparım(Collision Detection).

Ethernet'te benzer bir teknik kullanır. Carrier Sense, Multiple Access, Collision Detection veya kısaca CSMA/CD'ye göre, ethernet kartı veri gönderimine başlamadan önce kablonun kullanımda olup olmadığını kontrol eder. Eğer o anda diğer bir sistem kablodan veri aktarıyorsa buna Carrier denir. Kabloda aktarım olup olmadığını tespit Carrier Sense'dir.

Kablo boşta olduğunda her Ethernet arayüne sahip cihaz eşit hakka sahiptir ve veri aktarımına başlayabilir. Buna Multiple Access denir. Bir ethernet ağında bilgisayar üzerinde çalışan işletim sistemi veya kullanıcısı önemli değildir. Bir DOS makinası ethernetin kabloyu kullanma şansı açısından W2000 server ile aynıdır.

Bazı durumlarda iki sistem kablonun boş olduğunu tespit ederek aynı anda veri aktarımına başlayabilir. Bu durumda iki tarafın yolladığı veri çakışır(Collision). Ethernet kartları çakışmayı hemen tespit ederler(Collision Detection).

Collision durumları

Collision veya çakışma kelimesi insanda olumsuz bir etki uyandırsa da, bir ethernet ağında çakışmaların oluşması gayet normaldir.

Eğer birden fazla ethernet kartı aynı anda veri iletimine geçerlerse çakışma oluşur. Sistemler kendi yolladıklarıyla kablodan geleni karşılaştırarak bunu hemen tespit ederler. Bunun akabinde her iki taraf da özel bir algoritma ile belirlenen rastgele bir süre boyunca beklerler.

Çakışmaların oluşması ethernetin doğasında olan bir şeydir ve her ethernet ağında çakışma olması kaçınılmazdır.

Eğer ağ limitlerin dışında kullanılmıyorsa(ağa dahil sistem sayısı, kullanılan kablo uzunlukları, veri aktarım yükü vs.) çakışmalar saniyenin milyonda biri gibi sürelerde giderilir. Yani çakışmanın ardından birkaç mikrosaniye bekleyen sistem veriyi yollamaya tekrar başlar.

Eğer ağ çok yoğun kullanılıyorsa, aynı frame/veri paketi gönderilirken birden fazla çakışma olabilir. Bu durumda sistemler rastgele belirlenen bekleme süresini uzatmaya başlarlar. Burada süre rastgele belirleniyorsa nasıl daha uzun veya kısa olabilir diye bir soru akla gelebilir. Sürenin rastgele olması her iki tarafında aynı süre bekleyip, sonra da yine aynı anda aktarım yapmalarının önüne geçmek için rastgeledir. Örneğin her iki tarafta birden ona kadar bir sayı tutar ve o kadar milisaniye bekler. Ancak süre belirlenirken, aynı paketin gönderiminde üstüste çakışma oluyorsa(ağda yoğun trafik varsa) süre 1-10 arası değil belki 50-100 arasında seçilir.

Ethernetin bu yapısı ağdaki trafik yoğunluğu arttıkça kendisini duruma uydurmasını sağlar. Ethernet aynı veri paketini 16 denemeden sonra hala gönderemediyse bu paketi iptal eder. Bu ancak çok uzun bir süre çok aşırı yoğunluk yaşanması durumunda, veya kabloda meydana gelen bir arıza nedeniyle olabilir.

Bu noktada ethernetin diğer ağ teknolojilerinde de olduğu gibi veri aktarımını %100 garanti etmediğini görüyoruz. Bu açık üst katman protokollerinin sağladığı veri kontrolü ile telafi edilir. Bir paket yolda kaybolursa veya 16 denemede de yollanamayıp iptal edilirse, alıcı taraftaki üst katman protokol (TCP/IP kullanılıyorsa; TCP) gönderen taraftaki TCP'ye gelen veride bir eksiklik olduğunu bildirecek ve tekrar yollanmasını isteyecektir.

Ethernetin kullandığı CSMA/CD tekniğinin basit yapısı ethernet ağ kartlarının ve diğer ekipmanların rakip teknolojilere (Token Ring) göre daha ucuza üretilebilmesini sağlar. Böylece ethernet ağları çok daha ucuza mal olur.

Ethernet ne kadar hızlı
CSMA/CD tekniği nedeniyle ethernet veri aktarımı yapabileceği belli bir süreyi çakışmalarla uğraşırken harcar. 90 kullanıcılı bir ethernet ağının olduğu firmada pazartesi sabahı 9:00'da herkes aynı anda oturup makinalarını açıp, şifrelerini girip, gün boyunca kullandıkları programa girmeye çalıştığı anda ağda çok büyük miktarda çakışma oluşur. Kullanıcılar açısından sanki herkes aynı anda ağı kullanıyor gibidir ama aslında CSMA/CD çalışmaktadır. Sık sık "sabahları amma yavaş çalışıyor bu aletler" serzenişlerini duyarsınız. Ancak gün boyunca hiçbir zaman bu 90 kullanıcı da aynı anda ağı kullanmayacağı için, ağ daha yüksek performasla çalışır.

Her ethernet ağı belli bir süreyi çakışmalarla ve broadcast mesajlarıyla harcar. Dolayısıyla hiçbir ethernet söylendiği gibi 10Mbs veya 100Mbs'de çalışmaz. Daha doğrusu sizin birim zamanda aktardığınız veri miktarı bu değerlere hiçbir zaman ulaşamaz çünkü ağdaki bu veri aktarım kapasitesinin bir bölümü collision ve broadcast mesajları ile harcanmaktadır.

Ethernetin kullandığı basit iletişim yapısı nedeniyle performans kaybı kaçınılmazdır. Ancak bu basit yapı ucuz üretim maliyetleri anlamına gelir. Sonuç itibariyle getirisi-götürürüsü karşılaştırıldığında ethernet yine de en uygun çözüm durumundadır.